Bu kriterya çok eğlenceli, taraflar için durum seçerken çok zorlandım çünkü hayatın içinde çok fazla şey var. Bi kafede saatlerce tek başıma oturacağıma eve giderim, bu bana çok çekici gelmiyor açıkçası.
Tanımadığın birine iltifat etmek yok artık denecek bi durum ama bazen saçını çok farklı gördüğüm birine dayanamayıp iltifat ederken bulabiliyorum kendimi.
Kendime hediye bol bol alıyorum doğrusu, en sevdiğim şeylerden birisi kargo paketi açmak 💃🏽.
Artık düğünlere mecbur olmadıkça gitmiyorum, mazeret göstermeden reddetmeyi bırakın sadece mutluluklar dileyip konuyu kapatıyorum. Mazeret göstermeden hayır da çok diyorum çünkü evimi seviyorum. Bi yerlere gitmeyi gerçekten sevmiyorum bunu insanlara anlatmaktan da bıktım. Ben mazeretsiz hayır diyorum da onlar illa bi soruyorlar. Gerçekten insan ilişkileri olabildiğince minimal kurmak istiyorum ama her zaman mümkün olmuyor.
Kimseyle konuşmadan bütün günü geçirmek, yapmışlığım var. Kendi sesimi bile duymamıştım. Arınma gibi bi şeydi. Benim hoşuma gidiyor böyle şeyler.
Hiç istemesem de şu anda yarıda bıraktığım 3-5 kitap var. Bazı kitapları okumak çok zor. Bazen geç kaldığım oluyor yani öngöremediğimiz aksaklıklar olabiliyor hayatta.
Aynı diziyi defalarca izlemek benim işim. Beni yormasın, ne olacağını bileyim istiyorum. Psikolojik olarak çok yorumlanıyor bu durum da açıkçası çok kulak asmıyorum.
Genelde düğünlere şık gitmeye çalışırım ama keşke bu dress codelara bu kadar körü körüne bağlı olmasak. Neysee.
Gece 3te hayatımı düzene sokma kararım genelde online alışveriş ile sonuçlanıyor. En iyisi yatıp uyumak :P
Yalnız kalmayı seven bir kişi olduğum için kafede saatlerce oturabilirim ya da evde tek başıma da kalabilirim. Bu ikisi de bana normal geliyor. Kıyafetini çok beğendiğim ama tanımadığım kadınlara iltifat çok etmişimdir. Öğretmen olduğum için 10 ay boyunca aralıksız konuşmak zorundayım ve bazen konuşmak hiç istemem hatta hiçbir şey duymak istemediğim zamanlar çok oluyor. Bir kitabı yarıda bırakmak da normal. Sıkıcıysa ve ilerlemiyorsa devam etmenin anlamı yok bence. Nasılsa forumlardan spoiler yiyip sonunu öğrensem yeter. Geç kalmayan var mıdır diye sormak lazım, çok çok normal hele ki büyük şehirlerde rutine bile dönebilir. Çok sevdiğim film ve dizileri ara ara izlerim. Ama yeniliklere de açık olmak lazım. Geceleri uyku problemi yaşadığım için zihnim daha çok aktif olduğundan her şeyi planlamaya meyilliyim. Pek çok şey normal bana göre, tabi anormal şeyler de olacak kriterya gereği.
"Be yourself; everyone else is already taken." Kendin ol; diğer herkes zaten kapılmış durumda. demiş Oscar Wilde. Kendin olmakta hiçbir sorun yok bence :) Fakat kendin gibi olmayanları garipsersen sıkıntı orada işte. Çünkü sen başkasın onlar başka. Bunu kabullenebildiğimiz zaman tamamen normalleşeceğiz sanırım fakat ben yaşarken bunu görür müyüz bilmiyorum. Sürekli kendimizden farklı veya daha iyi olanları yargılama, eleştirme, aşağılama, takdir etmeme, kıskanma, arkasından iş çevirme ve mobbing yapma durumlarını sergiliyoruz. Kendimizden farklıysa kendimize benzetme çabası, kendi fikirlerimizi, görüşlerimizi, yaşam tarzımızı dayatma zorbalığı yapıyoruz. Bizden daha iyiyse, ışığı ve enerjisi güzelse zaten yandı o insan. Etrafında mutlaka ayağını kaydırmak isteyen birileri olacaktır ama MUTLAKA bana güvenin. "Kendi ışığına güvenen, başkasının parlamasından rahatsızlık duymaz." demiş Victor Hugo. Bu sözüne gerçekten bayılırım. Etrafınız özgüvensiz, kıskanç ve korkunç insanlarla çevrili olacak zaman zaman. Umarım baş edebilirsiniz. Pollyanna olmak kendini kandırmak ve gerçekleri görmezden gelmekten başka bir şey değil çünkü.
Cümlelerimi çok sevdiğim diğer birkaç alıntı ile bitiyorum :)
Carl Gustav Jung: "The privilege of a lifetime is to become who you truly are." Bir ömür boyunca sahip olabileceğin en büyük ayrıcalık, gerçekten kim olduğunu bilmektir. Gerçek bir ayrıcalık hakikaten de, umarım kendisini bilenlerden, tanıyanlardan oluruz :)
Ralph Waldo Emerson: "To be yourself in a world that is constantly trying to make you something else is the greatest accomplishment." Sürekli seni başka biri yapmaya çalışan bir dünyada kendin kalabilmek en büyük başarıdır.
Henry David Thoreau: "If a man does not keep pace with his companions, perhaps it is because he hears a different drummer." Bir insan başkalarıyla aynı tempoda yürümüyorsa, belki de onların duymadığı başka bir davulun sesini duyuyordur.
E. E. Cummings: "To be nobody but yourself in a world which is doing its best... means to fight the hardest battle." Seni sürekli başkasına dönüştürmeye çalışan bir dünyada kendin kalmak, verilebilecek en zor savaştır.
Ve en sevdiklerimden biri ile yazımı sonlandırıyorum: "I'd rather be hated for who I am than loved for who I am not." 'Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum biri olarak nefret edilmeyi tercih ederim.' - André Gide
Bize göre normal, başkalarına göre anormal olan durumları normal karşılayabiliyorsak olgunlaşımışız demektir. Ben bana göre anormal olan durumları kabulleniyorum da diğerlerine göre anormal görülen kendi anormalliklerimi anlatma çabası gerçekten can sıkıcı oluyor.
Normal kabul edilebilmek için toplumun belirlediği norm-lara uymamız gerekiyor. Yoksa anormal damgası yiyiveriyoruz, dışlanıyoruz, hor görülüyoruz ve tahmin edersiniz ki korkunç muamelelere maruz kalıyoruz. O yüzden en güzel muhataplık seviyesi normal kabul edilenin altında olmalı ve anormalsek de saklamayı bilmeli. Bir çeşit savunma mekanizması... İnsanın zoruna gidiyor olmadığın veya inanmadığın gibi görünmek & davranmak fakat bazen gerekiyor.
Tanımadığın birine iltifat etmek yok artık denecek bi durum ama bazen saçını çok farklı gördüğüm birine dayanamayıp iltifat ederken bulabiliyorum kendimi.
Kendime hediye bol bol alıyorum doğrusu, en sevdiğim şeylerden birisi kargo paketi açmak 💃🏽.
Artık düğünlere mecbur olmadıkça gitmiyorum, mazeret göstermeden reddetmeyi bırakın sadece mutluluklar dileyip konuyu kapatıyorum. Mazeret göstermeden hayır da çok diyorum çünkü evimi seviyorum. Bi yerlere gitmeyi gerçekten sevmiyorum bunu insanlara anlatmaktan da bıktım. Ben mazeretsiz hayır diyorum da onlar illa bi soruyorlar. Gerçekten insan ilişkileri olabildiğince minimal kurmak istiyorum ama her zaman mümkün olmuyor.
Kimseyle konuşmadan bütün günü geçirmek, yapmışlığım var. Kendi sesimi bile duymamıştım. Arınma gibi bi şeydi. Benim hoşuma gidiyor böyle şeyler.
Hiç istemesem de şu anda yarıda bıraktığım 3-5 kitap var. Bazı kitapları okumak çok zor. Bazen geç kaldığım oluyor yani öngöremediğimiz aksaklıklar olabiliyor hayatta.
Aynı diziyi defalarca izlemek benim işim. Beni yormasın, ne olacağını bileyim istiyorum. Psikolojik olarak çok yorumlanıyor bu durum da açıkçası çok kulak asmıyorum.
Genelde düğünlere şık gitmeye çalışırım ama keşke bu dress codelara bu kadar körü körüne bağlı olmasak. Neysee.
Gece 3te hayatımı düzene sokma kararım genelde online alışveriş ile sonuçlanıyor. En iyisi yatıp uyumak :P
Cümlelerimi çok sevdiğim diğer birkaç alıntı ile bitiyorum :)
Carl Gustav Jung: "The privilege of a lifetime is to become who you truly are." Bir ömür boyunca sahip olabileceğin en büyük ayrıcalık, gerçekten kim olduğunu bilmektir. Gerçek bir ayrıcalık hakikaten de, umarım kendisini bilenlerden, tanıyanlardan oluruz :)
Ralph Waldo Emerson: "To be yourself in a world that is constantly trying to make you something else is the greatest accomplishment." Sürekli seni başka biri yapmaya çalışan bir dünyada kendin kalabilmek en büyük başarıdır.
Henry David Thoreau: "If a man does not keep pace with his companions, perhaps it is because he hears a different drummer." Bir insan başkalarıyla aynı tempoda yürümüyorsa, belki de onların duymadığı başka bir davulun sesini duyuyordur.
E. E. Cummings: "To be nobody but yourself in a world which is doing its best... means to fight the hardest battle." Seni sürekli başkasına dönüştürmeye çalışan bir dünyada kendin kalmak, verilebilecek en zor savaştır.
Ve en sevdiklerimden biri ile yazımı sonlandırıyorum: "I'd rather be hated for who I am than loved for who I am not." 'Olmadığım biri olarak sevilmektense, olduğum biri olarak nefret edilmeyi tercih ederim.' - André Gide