Benim Kontrolümde vs Benim kontrolümde değil
Geçenlerde 2-3 yıldır görüşmediğim eskiden çok yakın olduğum artık kalben çok uzak olduğum bi arkadaşımla karşılaştım. Metroya binecekken o beni görüp durdurdu naber falan tarzı. Neyse ayaküstü biraz konuştuk gözlerinin içine baka baka "Artık insanları sevmiyorum." dedim. İnsanlarla iletişim kurdukça kırılıyor insan, üzülüyor ve sürekli bir alanına müdahaleye maruz kalıyor. Bizim arkadaşlık anlayışımız normal değil, bunun aslında çok önceleri de farkındaydım ama enerjim ve tahammülüm vardı ki devam etti birçok arkadaşlığım ama artık gerçekten yok denecek kadar az. Ayrılırken görüşmek istersen ara gibi bi şey söyledi, hadi kendine iyi bak dedim sadece. Anlamıştır sanırım. Çünkü kimseye ne yapıyorum, ne ediyorum, nasıl yaşıyorum anlatmak istemiyorum. Ne onayınıza, ne yargılamalarınıza ne de kınamalarınıza ihtiyacım var. İnsan az insan çok huzur olduğunu anlıyor ama bunu anlayana kadar çok yollardan geçiyor. Bazı arkadaşlıklar hele o kadar toksik bir hale geliyor ki sana ne kadar zarar verdiğini çok uzun zaman sonra anlıyorsun. Eskiden kontrolümde değildi bazı durumlar fakat artık benim kontrolümde ve bu yüzden kimseye minnet etmiyorum ve artık zoraki görüşmelerde bile saat sayıyorum bitse de gitsem diye. Madem böyle hissediyorum, o zaman bunu kendime neden yapmalıyım? Şu anda hissiyatım bu yönde çünkü yaşadığım çok fazla olumsuz durumun bunda etkisi büyük sonrasında nasıl olur bilmiyorum ama halimden şikayetçi değilim.
Brothers vs Hayat mı Bu
Fenerbahçeli futbolcu Serkan Acar'ın oynadığı tek filmdir. Zeynep Değirmencioğlu ile bu filmde tanışıp, sonrasında evlenmişlerdir. Serkan Acar'ın kardeşi Sertan Acar şöyle anlatıyor: “Oyunculuğa 1971 yılında başladım. Başlangıcım da Türk filmi gibidir... Ayşecik yani Zeynep Değirmencioğlu, o zamanlar abimin (Serkan Acar) flörtüydü. Ses mecmuası en yakışıklı futbolcu yarışması yapmış ve abim de birinci olmuştu. Ondan sonra filmcilerin dikkatini çekti ve abime film teklifi geldi. Ardından Zeynep’in karşısında oynayacak kişi olarak Haydarpaşa’da bir deneme çekimi yaptı. Bu deneme çekiminde de Zeynep, abime âşık oluyor. Böylelikle flörtleri başladı. Sonrasında ben de Zeynep’le tanıştım." Sertan Acar'ın oyuncu olmadığı yakışıklı bir delikanlı olduğu için filmlerde oynatıldığı çok belli zaten. Pek mimik yapamayan dümdüz kameraya bana bi hali var genelde ama yine de o filmlerin tüm kusurlarına ve oyuncuların da tüm tecrübesizliğine rağmen hoş bir havası var. :)
Hayat mı Bu? filmine gelince de alışılmışın dışında bir senaryosu var. Bu yüzden olsa gerek 1973 yılında Altın Portakal ödülünü kazanmış filmdir.
Filmin kendisi gibi sonu da çok çarpıcıdır:
Çocuklara 6 yaşlarına kadar bakan kadın Nazlı Hanım: "Aylardır her gün buraya geliyorsunuz. Çok acı çekiyorsun anlıyorum. Eğer... Eğer size bir faydası olacaksa hangisinin oğlunuz olduğunu söyleyebilirim artık."
Anne: Hayır! Hayır sus! Yalvarırım, söyleme, söyleme, söyleme..."
Semra Sar harika bir oyuncu zaten, bu sahnede her izlediğimde dokunur kalbime, duygulandırır.