Muhteşem Gatsby, Amerikan edebiyatının bir başyapıtı ve Amerikan Rüyası kavramının mükemmel bir örneği olarak kabul edilmektedir. Roman kurmaca bir eserdir ve 1920’lerin toplumsal tarihini tasvir eder. O dönemde Amerikan toplumunun temel sorunu paradır (sanki şimdi değilmiş gibi, neyse :P) Para, temelde sevgi ve bağlılıkla ilişkilendirilir; insanlar mutlu olmak için ihtiyaç duydukları tek şeyin para olduğuna inanıyor gibidirler. İnsanların önem verdiği tek şey maddi zenginliktir. Bu durum da ahlak meselesini gündeme getirir. İnsanlar ahlaki değerlere önem vermezler. İnsanların Gatsby’nin verdiği partileri kaçırmadıkları görülür; ancak diğer yandan onun serveti hakkında sürekli dedikodular üretirler. Bu durum, toplumun ikiyüzlülüğünü göstermektedir.
Gatsby, aslında kendi Amerikan Rüyasının kurbanıdır. Bu rüyayı gerçekleştirdiğine inanır; ancak sonunda başarısız olur. Bu rüya onun trajik sonunu hazırlar. Gerçekte düzenlediği partilerden bile hoşlanmaz. Onun tek amacı, geçmişindeki büyük aşkı olan Daisy’ye yeniden kavuşmaktır.
Erkeklik (maskülenlik), Amerikan kültüründe oldukça derin bir konudur. Görüldüğü gibi Tom, kendisinden daha az zengin olan insanları küçümser. Daha fazla paranın daha fazla saygınlık anlamına geldiğine inanır. Ayrıca kendisiyle diğer insanlar arasında bir mesafe olması gerektiğini düşünür. Nick için Daisy, evdeki çok değerli bir nesne gibidir. Daisy aynı zamanda oldukça çocuksu davranışlar sergiler.
Partiler çok önemlidir çünkü Amerikan Rüyasının sembolleridir. İnsanlar hem zenginliklerini göstermek hem de dünyada yalnız oldukları için başkalarıyla sosyalleşmek amacıyla partiler verirler. Nick, okuyucuya partilerde davet edilmemiş insanların da bulunduğunu söyler.
Daisy de buna değinir: “Davet edilmemiş birçok insan geliyor.”
Buna ek olarak, IV. bölümün başında okuyucu bu partilere ne kadar saygın insanın katıldığını öğrenir.
Gatsby’nin tek amacı Daisy’ye ulaşmaktır. Sahip olduğu bütün serveti Daisy için kazanmıştır. Daisy’nin sevgisini yeniden kazanmak onun için çok önemlidir. Bu nedenle Jordan ve Nick aracılığıyla bunu başarmaya çalışır. Evinin büyüklüğü ve içindeki her şey de Gatsby için oldukça önemlidir; çünkü onun iç dünyasında bunlar Daisy’nin ona duyduğu sevgiyi simgeler. Bu da Gatsby’nin aslında kendi durumunun farkında olduğunu ve Daisy’nin neden Tom’la evlendiğini anladığını gösterir. Bu yüzden Daisy’nin sevgisini geri kazanmak için çok zengin olur. Jordan’ın dediği gibi: “Ona evini göstermek istiyor.”
Jordan ve Nick sayesinde Gatsby, Daisy ile yeniden karşılaşır. Ona evini gösterme konusunda büyük bir arzu duyar. Görüldüğü üzere Daisy de toplumdaki diğer insanlar gibi maddi şeylere büyük önem verir. Evi gördüğünde büyülenir ve Gatsby’yi yeniden sevdiğini düşünür.
“Ne kadar güzel gömlekler. Bu beni üzüyor çünkü daha önce hiç bu kadar güzel gömlekler görmemiştim.” (Bölüm V)
Daisy, Gatsby’yi yeniden sevdiğini düşünür. Bana göre bunun nedeni Gatsby’nin Tom’dan daha zengin olmasıdır. Dolayısıyla o dönemde kadınların aşkı erkeklerin servetine göre değerlendirdikleri görülmektedir.
Daisy, Gatsby’ye şöyle der: “Onu bir zamanlar sevdim ama seni de seviyordum.” (Bölüm VII)
Nick, Gatsby’nin yanında duran tek karakterdir çünkü onun hakkındaki gerçeği bilir. Gatsby, aşkının peşinden giden çaresiz bir adamdır ve bu arayış onu trajik sonuna götürür.
Gatsby bir İsa figürü olarak da görülebilir. Fitzgerald’ın onu Amerikan Rüyası uğruna kendini feda eden bir kurban olarak sunduğu görülmektedir. Büyük aşkı uğruna kendini feda eder. Roman boyunca Nick, Gatsby’den zaman zaman tanrısal bir figür gibi söz eder. Ayrıca Gatsby’nin aşk uğruna kendini feda etmesi de onu İsa’ya benzetmektedir.
Gatsby, bu toplum için aslında hiçbir şey ifade etmez. İnsanların ona gerçekten değer vermedikleri açıkça görülmektedir. O öldüğünde herkes ortadan kaybolur. Babası Henry C. Gatz, New York’taki West Egg’e gelir; ancak o bile cenazeye katılmaya çalışacağını söyler.
Romandaki Amerikan Rüyası:
• Gatsby’nin trajik sonunu hazırlar.
• Toplumun ahlak anlayışını değiştirir.
• İnsanların yalnızca maddi zenginliğe önem vermesine neden olur.
Willy Loman yaşlanan bir satıcıdır (salesman).Hayatı boyunca Amerikan Rüyasına inanmıştır. Ona göre başarılı olmak için çalışkan olmaktan çok sevilen, popüler ve insan ilişkileri güçlü biri olmak gerekir fakat yıllar geçtikçe bu inancının doğru olmadığı fark eder. İşinde başarısızdır ve maddi sorunlar yaşamaya başlar. İşin kötüsü yaşlandığı için kendisini de değersiz hissetmeye başlar. İşin trajik yanı ise tek başarısı ölümünden sonra çocuklarına kalan sigorta parası olmasıdır çünkü ailesine para bırakabilmek ve ölüm sigortasından yararlanmalarını sağlamak amacıyla intihar eder.
Willy Loman'ın Temsil Ettikleri
Amerikan Rüyasının başarısızlığı
Kapitalizmin birey üzerindeki baskısı
Yaşlanma ve değersizlik hissi
Gerçeklerle yüzleşememe
Hayaller ile gerçekler arasındaki çatışma
Jay Gatsby, Amerikan rüyasını temsil eden Daisy'sine kavuşmak ister. Kavuşur da ama onun ne kadar boş, yalan ve sahte olduğunu hep beraber öğreniriz. Çaresizce üzülürüz onun ardından ama o da boşadır. Daisy de üzülmez, sanki hiçbir şey olmamış ve yaşanmamış gibi yaşamına kaldığı yerden devam eder. Halbuki ne kadar sevmişti Gatsby onu, ne kadar çok istemişti. Hiçbir hayali gözümüzde çok büyütmemeliyiz yoksa daha çok hayal kırıklığı yaşarız.
Willy Loman'ın hayatı hayal kırıklıklarıyla doludur. Daha çok başarmak isterken daha çok dibe batmıştır. Hiçbir zaman Amerikan rüyasına kavuşamamıştır. Sonunda, yaşarken bir işe yaramayan bedeni, ölünce işe yarasın diye kendinden ve rüyasından vazgeçer ve maalesef öldüğüyle kalır.
Hangisine daha çok üzüldüm sorusuna Gatsby derim çünkü o en azından az da olsa bu rüyanın tadına bakmıştı, tam da mutlu oldum derken o beklenmeyen sonla karşılaştı. Onunkisi daha yıkıcı bir veda oldu. Willy Loman ise hep loserdı ve loser olarak göçüp gitti.
Muhteşem Gatsby, Amerikan edebiyatının bir başyapıtı ve Amerikan Rüyası kavramının mükemmel bir örneği olarak kabul edilmektedir. Roman kurmaca bir eserdir ve 1920’lerin toplumsal tarihini tasvir eder. O dönemde Amerikan toplumunun temel sorunu paradır (sanki şimdi değilmiş gibi, neyse :P) Para, temelde sevgi ve bağlılıkla ilişkilendirilir; insanlar mutlu olmak için ihtiyaç duydukları tek şeyin para olduğuna inanıyor gibidirler. İnsanların önem verdiği tek şey maddi zenginliktir. Bu durum da ahlak meselesini gündeme getirir. İnsanlar ahlaki değerlere önem vermezler. İnsanların Gatsby’nin verdiği partileri kaçırmadıkları görülür; ancak diğer yandan onun serveti hakkında sürekli dedikodular üretirler. Bu durum, toplumun ikiyüzlülüğünü göstermektedir.
Gatsby, aslında kendi Amerikan Rüyasının kurbanıdır. Bu rüyayı gerçekleştirdiğine inanır; ancak sonunda başarısız olur. Bu rüya onun trajik sonunu hazırlar. Gerçekte düzenlediği partilerden bile hoşlanmaz. Onun tek amacı, geçmişindeki büyük aşkı olan Daisy’ye yeniden kavuşmaktır.
Erkeklik (maskülenlik), Amerikan kültüründe oldukça derin bir konudur. Görüldüğü gibi Tom, kendisinden daha az zengin olan insanları küçümser. Daha fazla paranın daha fazla saygınlık anlamına geldiğine inanır. Ayrıca kendisiyle diğer insanlar arasında bir mesafe olması gerektiğini düşünür. Nick için Daisy, evdeki çok değerli bir nesne gibidir. Daisy aynı zamanda oldukça çocuksu davranışlar sergiler.
Partiler çok önemlidir çünkü Amerikan Rüyasının sembolleridir. İnsanlar hem zenginliklerini göstermek hem de dünyada yalnız oldukları için başkalarıyla sosyalleşmek amacıyla partiler verirler. Nick, okuyucuya partilerde davet edilmemiş insanların da bulunduğunu söyler.
Daisy de buna değinir: “Davet edilmemiş birçok insan geliyor.”
Buna ek olarak, IV. bölümün başında okuyucu bu partilere ne kadar saygın insanın katıldığını öğrenir.
Gatsby’nin tek amacı Daisy’ye ulaşmaktır. Sahip olduğu bütün serveti Daisy için kazanmıştır. Daisy’nin sevgisini yeniden kazanmak onun için çok önemlidir. Bu nedenle Jordan ve Nick aracılığıyla bunu başarmaya çalışır. Evinin büyüklüğü ve içindeki her şey de Gatsby için oldukça önemlidir; çünkü onun iç dünyasında bunlar Daisy’nin ona duyduğu sevgiyi simgeler. Bu da Gatsby’nin aslında kendi durumunun farkında olduğunu ve Daisy’nin neden Tom’la evlendiğini anladığını gösterir. Bu yüzden Daisy’nin sevgisini geri kazanmak için çok zengin olur. Jordan’ın dediği gibi: “Ona evini göstermek istiyor.”
Jordan ve Nick sayesinde Gatsby, Daisy ile yeniden karşılaşır. Ona evini gösterme konusunda büyük bir arzu duyar. Görüldüğü üzere Daisy de toplumdaki diğer insanlar gibi maddi şeylere büyük önem verir. Evi gördüğünde büyülenir ve Gatsby’yi yeniden sevdiğini düşünür.
“Ne kadar güzel gömlekler. Bu beni üzüyor çünkü daha önce hiç bu kadar güzel gömlekler görmemiştim.” (Bölüm V)
Daisy, Gatsby’yi yeniden sevdiğini düşünür. Bana göre bunun nedeni Gatsby’nin Tom’dan daha zengin olmasıdır. Dolayısıyla o dönemde kadınların aşkı erkeklerin servetine göre değerlendirdikleri görülmektedir.
Daisy, Gatsby’ye şöyle der: “Onu bir zamanlar sevdim ama seni de seviyordum.” (Bölüm VII)
Nick, Gatsby’nin yanında duran tek karakterdir çünkü onun hakkındaki gerçeği bilir. Gatsby, aşkının peşinden giden çaresiz bir adamdır ve bu arayış onu trajik sonuna götürür.
Gatsby bir İsa figürü olarak da görülebilir. Fitzgerald’ın onu Amerikan Rüyası uğruna kendini feda eden bir kurban olarak sunduğu görülmektedir. Büyük aşkı uğruna kendini feda eder. Roman boyunca Nick, Gatsby’den zaman zaman tanrısal bir figür gibi söz eder. Ayrıca Gatsby’nin aşk uğruna kendini feda etmesi de onu İsa’ya benzetmektedir.
Gatsby, bu toplum için aslında hiçbir şey ifade etmez. İnsanların ona gerçekten değer vermedikleri açıkça görülmektedir. O öldüğünde herkes ortadan kaybolur. Babası Henry C. Gatz, New York’taki West Egg’e gelir; ancak o bile cenazeye katılmaya çalışacağını söyler.
Romandaki Amerikan Rüyası:
• Gatsby’nin trajik sonunu hazırlar.
• Toplumun ahlak anlayışını değiştirir.
• İnsanların yalnızca maddi zenginliğe önem vermesine neden olur.
Willy Loman yaşlanan bir satıcıdır (salesman).Hayatı boyunca Amerikan Rüyasına inanmıştır. Ona göre başarılı olmak için çalışkan olmaktan çok sevilen, popüler ve insan ilişkileri güçlü biri olmak gerekir fakat yıllar geçtikçe bu inancının doğru olmadığı fark eder. İşinde başarısızdır ve maddi sorunlar yaşamaya başlar. İşin kötüsü yaşlandığı için kendisini de değersiz hissetmeye başlar. İşin trajik yanı ise tek başarısı ölümünden sonra çocuklarına kalan sigorta parası olmasıdır çünkü ailesine para bırakabilmek ve ölüm sigortasından yararlanmalarını sağlamak amacıyla intihar eder.
Willy Loman'ın Temsil Ettikleri
Amerikan Rüyasının başarısızlığı
Kapitalizmin birey üzerindeki baskısı
Yaşlanma ve değersizlik hissi
Gerçeklerle yüzleşememe
Hayaller ile gerçekler arasındaki çatışma
Willy Loman'ın hayatı hayal kırıklıklarıyla doludur. Daha çok başarmak isterken daha çok dibe batmıştır. Hiçbir zaman Amerikan rüyasına kavuşamamıştır. Sonunda, yaşarken bir işe yaramayan bedeni, ölünce işe yarasın diye kendinden ve rüyasından vazgeçer ve maalesef öldüğüyle kalır.
Hangisine daha çok üzüldüm sorusuna Gatsby derim çünkü o en azından az da olsa bu rüyanın tadına bakmıştı, tam da mutlu oldum derken o beklenmeyen sonla karşılaştı. Onunkisi daha yıkıcı bir veda oldu. Willy Loman ise hep loserdı ve loser olarak göçüp gitti.