İkisi de hukuk dram filmi, ikisi de bir tiyatro oyunundan esinlenerek filme aktarılmış ve ikisinde de mahkeme sahneleri mevcut. Kimin suçlu kimin masum olduğu tartışılan bu filmler, beyin fırtınası bakımından oldukça güçlü filmler. Aksiyonu az, diyaloğu bol bir film olunca dikkatinizi bir an bile dağıtmamanız ve filme yoğunlaşmanız gerek. Böyle filmleri seviyorsanız bu filmler tam size göre.
SPOILER! 12 Kızgın Adam: Reginald Rose'un tiyatro oyunundan filme aktarılan siyah beyaz 1957 yapımı bu film, 9.0'lık puanıyla imdb.de 5.sıradadır. "En iyi film", "En iyi uyarlama senaryo" ve "En iyi yönetmen" dallarında Oscar'a aday olmuştur. Tek mekandan, aksiyonsuz sahnelerden ve sürekli diyaloglardan oluşan bu film, bu başarıyı nasıl elde etti? Filmi izlemeden bunu yanıtlamak çok zor elbette. Bir gencin babasını öldürme suçundan dolayı idamına karar vermek kolay olmasa gerek ama filmdeki 12 jüriden 11'i hemen karar verir ve onu suçlu ilan eder. Bu duruma tepki veren jüri üyelerinden Davis, itiraz eder ve diğer jüri üyelerini tek tek gencin masumiyetine ikna eder. Bu o kadar kolay olmaz tabi. Önce bu kişilerin önyargılarını, kalıplaşmış düşüncelerini ve sığ bakış açılarını kırmak gerekir. Davis bütün bunlara karşı savunmasını güçlü tutup haklı çıkar ve hepsinin fikrini saatler ilerledikçe değiştirir. İşte bu güçlü savunmalar, haklı itirazlar ve değişik bakış açıları filmi ölümsüz kılıyor. Her bir diyalog her birimize ayrı bir ders niteliği taşıyor. Olaylara at gözüyle bakmayıp onları her yönüyle irdeleme ve sorgulamanın önemini öğretiyor. O yüzden bu film, tek bir mekanda çekilmesine rağmen her repliğin kıymeti biliniyor. Hiçbir şekilde filmden sıkılmıyorsunuz ve buna hayret ediyorsunuz. İzlemeyenler varsa inanın çok şey kaçırıyorsunuz.
Birkaç İyi Adam: Aaron Sorkin'in aynı adlı oyunundan esinlenerek filme aktarılmış ve "En İyi Film" dahil 4 kategoride Oscar'a aday gösterilmiştir. Konusuna gelirsek, Küba sınırında bir Amerikan askeri birlikte Albay Nathan Jessup tarafından emir verilerek Er William Santiago'nun kalp hastası olduğu gerekçesiyle kendisinin birlikten sürgün edilmesi yerine infaz edilmesiyle başlayan olaylar zincirini izlemekteyiz. İnfazı gerçekleştiren Er Louden Downey ve Onbaşı Harold Dawson suçlanmakta ve askeri mahkemede yargılanmaktadır. Aynı 12 Kızgın Adam'daki Davis karakteri gibi bu askerleri savunan avukat Binbaşı Joanne Galloway, ikisinin masumiyetini kanıtlamak için uğraşmaktadır. Bir diğer savunma avukatı Teğmen Daniel Kaffe ise askerlerin suçu kabul etmesini ve en az cezayla kurtulmasını istemektedir. Ama askerler sadece kendilerine verilen emri uyguladıklarını ve masum oldukları için suçu kabul etmeyeceklerini söyleyince Daniel'ın iyice kafası karışır. Askerlere emri veren ve masum bir erin öldürülmesi için kırmızı kod uygulayıp yasaları çiğneyen Albay Nathan'ın suçunu itiraf etmesinden başka çaresi kalmaz. Öncelikle Nathan rolündeki Jack Nicholson, filmde sadece birkaç sahnesi olmasına rağmen o kadar etkileyici bir performans sergilemiş ki hepimize oyunculuk dersi izlettirmiş resmen. Kibirli ve egosu yüksek bir albay ancak bu kadar olur dedirtiyor. Karşı tarafın avukatı rolündeki Kevin Bacon da parmak ısırtan bir oyunculuk sergilemiş. Gelelim bizim esas oğlan Tom Cruise'a. Açıkçası filmde en amatör kendisi olmuş. Filmin kadrosu o kadar iyi ki onun performansı sönük kalmış. Yine de mahkeme sahnelerindeki Jack Nicholson ile olan sahnelerini defalarca izlesem sıkılmam gibi geliyor.
İki film de gerçekten çok güzel. Ama favorim 12 Kızgın Adam. Buna rağmen Birkaç İyi Adam'ı da izlemeyi ihmal etmeyin. Aksiyondan ziyade bu tarz merak uyandıran ve zihin yoran filmleri tercih ediyorsanız hele hiç kaçırmayın.
Spoiler: Birkaç İyi Adam'daki Albay Jessup'un kibrine yenilmesi çok iyiydi. Kafasına göre ülkeyi koruma adı altında cana kıyamaz. Kimse ona bu yetkiyi vermemesine ve yasaları çiğnemesine rağmen ben ülkemi savundum, beni tutuklayamazsınız tavrı trajikomikti. Daniel ve Sam rollerini iyi oynayıp onu iyi oyuna getirdiler. Köşeye sıkışan Albay, itiraf etmek zorunda kaldı ve hak ettiği cezayı aldı. Bir diğer önemli nokta da Dawson'ın Downey'e askerlikten atılma cezasına karşılık biz güçsüzü koruyamadık, Willy'i korumalıydık demesi çok etkileyiciydi. Son mahkeme sahnesine gelene kadar ki bölümler de güzel olsa da asıl final insanı etkiliyor. Finali etkileyici olan filmler bence daha akılda kalıyor. Bu film de onlardan biri.
12 Kızgın Adam anlatılmaz, onu izlemeniz gerekir diye düşünüyorum. 1950lerdeki jüri sistemine tepki olsun diye çekilmiş diye okumuştum. Cidden bu sistem çok başarılı bir şekilde eleştirilmiş. Siyah beyaz ve tek mekanda çekilmesine rağmen izleyicinin gram sıkılmaması bu filmi başyapıt yapmaya yetiyor. Zaten imdb puanı da oldukça yüksek. Herkese izlemesini tavsiye ederim. Birkaç iyi adamla eşleşmesi biraz saçma olmuş. Hukuk filmi olması yönünden benzer ama 12 Kızgın Adam'ın rakibi bile olamaz.
12 Kızgın Adam filmi insanların birbirlerini suçlama konusunda ne kadar aceleci davrandığının, önyargının nasıl da daha çok işimize geldiğinin çok güzel bir örneği. İzlediğim zaman çok etkilenmiştim, kesinlikle tavsiye ederim.
SPOILER! 12 Kızgın Adam: Reginald Rose'un tiyatro oyunundan filme aktarılan siyah beyaz 1957 yapımı bu film, 9.0'lık puanıyla imdb.de 5.sıradadır. "En iyi film", "En iyi uyarlama senaryo" ve "En iyi yönetmen" dallarında Oscar'a aday olmuştur. Tek mekandan, aksiyonsuz sahnelerden ve sürekli diyaloglardan oluşan bu film, bu başarıyı nasıl elde etti? Filmi izlemeden bunu yanıtlamak çok zor elbette. Bir gencin babasını öldürme suçundan dolayı idamına karar vermek kolay olmasa gerek ama filmdeki 12 jüriden 11'i hemen karar verir ve onu suçlu ilan eder. Bu duruma tepki veren jüri üyelerinden Davis, itiraz eder ve diğer jüri üyelerini tek tek gencin masumiyetine ikna eder. Bu o kadar kolay olmaz tabi. Önce bu kişilerin önyargılarını, kalıplaşmış düşüncelerini ve sığ bakış açılarını kırmak gerekir. Davis bütün bunlara karşı savunmasını güçlü tutup haklı çıkar ve hepsinin fikrini saatler ilerledikçe değiştirir. İşte bu güçlü savunmalar, haklı itirazlar ve değişik bakış açıları filmi ölümsüz kılıyor. Her bir diyalog her birimize ayrı bir ders niteliği taşıyor. Olaylara at gözüyle bakmayıp onları her yönüyle irdeleme ve sorgulamanın önemini öğretiyor. O yüzden bu film, tek bir mekanda çekilmesine rağmen her repliğin kıymeti biliniyor. Hiçbir şekilde filmden sıkılmıyorsunuz ve buna hayret ediyorsunuz. İzlemeyenler varsa inanın çok şey kaçırıyorsunuz.
Birkaç İyi Adam: Aaron Sorkin'in aynı adlı oyunundan esinlenerek filme aktarılmış ve "En İyi Film" dahil 4 kategoride Oscar'a aday gösterilmiştir. Konusuna gelirsek, Küba sınırında bir Amerikan askeri birlikte Albay Nathan Jessup tarafından emir verilerek Er William Santiago'nun kalp hastası olduğu gerekçesiyle kendisinin birlikten sürgün edilmesi yerine infaz edilmesiyle başlayan olaylar zincirini izlemekteyiz. İnfazı gerçekleştiren Er Louden Downey ve Onbaşı Harold Dawson suçlanmakta ve askeri mahkemede yargılanmaktadır. Aynı 12 Kızgın Adam'daki Davis karakteri gibi bu askerleri savunan avukat Binbaşı Joanne Galloway, ikisinin masumiyetini kanıtlamak için uğraşmaktadır. Bir diğer savunma avukatı Teğmen Daniel Kaffe ise askerlerin suçu kabul etmesini ve en az cezayla kurtulmasını istemektedir. Ama askerler sadece kendilerine verilen emri uyguladıklarını ve masum oldukları için suçu kabul etmeyeceklerini söyleyince Daniel'ın iyice kafası karışır. Askerlere emri veren ve masum bir erin öldürülmesi için kırmızı kod uygulayıp yasaları çiğneyen Albay Nathan'ın suçunu itiraf etmesinden başka çaresi kalmaz. Öncelikle Nathan rolündeki Jack Nicholson, filmde sadece birkaç sahnesi olmasına rağmen o kadar etkileyici bir performans sergilemiş ki hepimize oyunculuk dersi izlettirmiş resmen. Kibirli ve egosu yüksek bir albay ancak bu kadar olur dedirtiyor. Karşı tarafın avukatı rolündeki Kevin Bacon da parmak ısırtan bir oyunculuk sergilemiş. Gelelim bizim esas oğlan Tom Cruise'a. Açıkçası filmde en amatör kendisi olmuş. Filmin kadrosu o kadar iyi ki onun performansı sönük kalmış. Yine de mahkeme sahnelerindeki Jack Nicholson ile olan sahnelerini defalarca izlesem sıkılmam gibi geliyor.
İki film de gerçekten çok güzel. Ama favorim 12 Kızgın Adam. Buna rağmen Birkaç İyi Adam'ı da izlemeyi ihmal etmeyin. Aksiyondan ziyade bu tarz merak uyandıran ve zihin yoran filmleri tercih ediyorsanız hele hiç kaçırmayın.
Eray: Shut up, lan!