‹
›

Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) VS Zindan Adası (Shutter lsland)

Küratör: +Cimbomino

● 04.09.2026 - 02:33

#sinema
✍️ Bu Kriterya'daki Kritikler 👑 Cimbomino George Elliot Er35 Bariton
%44 %56

Ağırlıklı ortalama. (Toplam 21 kişi oy kullandı)

Daha ilginç? Kendini Amerikan ajanı sanmak vs Kendini detektif sanmak 71% / 29%
Şizofreniyle baş etmek vs İnkar ve gerileme savunma mekanizmalarını benimsemek 67% / 33%
Kendi hastalığının farkına varamamak vs Eşinin hastalığını görmezden gelmek 33% / 67%
Rus ajanlarının kendisine çip taktığını iddia etmek vs Kaçak ve tehlikeli bir hastanın izini sürmek 65% / 35%
Hastalığını kabul etme sürecinin zorluğu vs Geçmişi inkar ederek gerçeği çarpıtma arzusu 15% / 85%
Başrol erkek oyunculardan hangisi daha başarılı? Russell Crowe vs Leonardo Di Caprio 19% / 81%
Başrol kadın oyunculardan hangisi daha başarılı? Jennifer Connelly vs Michelle Williams 62% / 38%
Vurucu son? Hastalıkla yaşamayı öğrenmek vs Gerçeği reddedip iyileşmediğini iddia etmek 19% / 81%

Kritikler

★ KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
5.0 / 5
9
En acısından Spoiler!
Bazen unutmak istersin yaptığın hatalarını, kırdığın potlarını, devirdiğin çamlarını, yapılmaması gereken yanlışlarını, toplum tarafından ayıplanmış hareketlerini. Ama travma denen bir şey var ki hayatta onu zihninden tamamen kazımak istersin, o an yok olsun istersin, hiç var olmamasını istersin. Ama bir küçük olay, bir bakış, bir söz veya en ufak bir hareket sana durduk yere onu hatırlatır. Gözlerin dolar, kalbin sıkışır, nefes alman zorlaşır, kimseye de söyleyemezsin içinde kalır, sürekli başın ağrır ve bu acı seni her gün biraz da öldürür. Durduramayınca zihnini depresyona ve panik atağa neden olur. Her gün bununla yaşamak ne kadar zor. İşte tam da bunun hikayesidir Zindan Adası. Teddy'nin buhranı, trajedisi, belki de akıl sağlığın yerindeyken bile onu bile isteye kaybetme arzusu. Çünkü sağlıklı olursan daha çok düşünürsün, düşünürsen daha çok yaşayamayacak hale gelirsin. O zaman ne yapacaksın? Kaçacaksın. Gerçeği çarpıtacaksın. Yeni bir hikaye uydurup ona inanıp herkesi de kendince inandıracaksın. Gerçekle yalanı bazen öyle bir karıştıracaksın ki o travmadan eser kalmasın. Ama yok illa sana hatırlatacaklarsa o zaman da diyeceksin ki komple beynimden silin de ben de kurtulayım siz de kurtulun. Çaresizlikle gidersin o hastaneye ve tamamen yok olmayı dilersin içindeki acıyla beraber. İsmini bile değiştirdiğin için Teddy deyip duruyorum sana. Selam olsun Andrew Laeddis 🫡 yitip gitsen de seni hiç unutmayacağım..

John Nash'in hayatı ayrı bir trajedi. Sürekli sesler duymak, var olmayan olayları gerçek sanmak, sürekli takip edildiğini düşünmek ne kadar korkunç olmalı. Bi de ben hasta değilim, gerçeği söylüyorum deyip hastalığı kabul edememe süreci, beyninin olmayan olayları sürekli kurgulaması ve bunun daha kötü olaylara neden olması çok acı. İlaçlar, şok tedaviler, bitmek bilmeyen hastane süreçleri sırf o beynin sussun diye. Sussun da uydurmasın, gerçeği görsün diye. Böyle çok zor bir hastalık işte şizofreni. Russell Crowe cidden başarılı bir performans sergilemiş. Çünkü bunu yaşamayan insanların o duyguyu verebilmesi çok zor. Gerçek hayat hikayesi olduğu için çok etkilenip bir daha izleyemedim ama birisi bu filmden bahsetmeye başladığında onunla sohbet etmeye bayılırım bizi bize anlattığı için.
06.09.2026 - 03:46 (Düzenlendi: 06.09.2026 - 04:13)
★ KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
4.0 / 5
+Cimbomino KÜRATÖR
15
İkisi de benim için çok değerli filmler. Psikolojiye ve beyin yakan filmlere ilgi duyduğum için bence bunlar tam bir başyapıt. İki filmde de ağır hastaları ve hastane ortamını bol bol görüyoruz. O yüzden filmler herkese hitap etmese de pek çok seyircinin kalbini kazanmıştır.
Bundan sonrası en ağırından Spoiler!

Akıl Oyunları: Film, Nobel Ödüllü Matematikçi John Nash'in hayat hikayesini anlatıyor. Her ne kadar filmin kendisini tam olarak anlatmadığını söylese de filmdeki pek çok olayın gerçekleşmesi çok muhtemel. Konuya gelirsek John'un üniversite yıllarından başlayarak pek çok sanrıyı gerçek sandığına şahit oluyoruz çünkü biz de gerçek zannediyoruz. Filmin sonunda hepsinin John'un zihninde oluşan görüntüler olduğunu anlayınca film çok başka bir yere gidiyor. Mesela oda arkadaşının gerçek olmamasına çok şaşırmıştım. Ama Rus ajanlarının peşine düşmesi olayı tipik bir şizofreni belirtisi. Çünkü bu hastalar kendilerini çok önemli insanlar zanneder. Kolundaki çip olayı ise çok etkileyiciydi. Kendisinin ajan olduğunu kanıtlamak için sözde kolundaki çipi çıkarırken koluna zarar vermesi hastalığın tavan yapması demek. Hasta kendisine ve çevresine zarar vermeye başlarsa daha ağır tedavilere başlanır tıpkı John'a şok tedavisi uygulandığı gibi. John bu hastalığından hiç kurtulamasa da yaşlandığında mantık yoluyla hastalığını kabul eder ve onunla baş etmeyi öğrenir. Zihninde oluşturduğu insanların hiç yaşlanmadığını, büyümediğini ve hep aynı şekilde karşısına çıktığını anlayınca durumu idrak eder. Üniversitede hocayken öğrencilerine: "Bu konuştuğum kişiyi siz de görüyor musunuz? Bu gerçek bir kişi mi?" şeklindeki soruları hastalığını çözmüş olduğunun ispatı. Pek çok şizofreni, hastalığının farkına varıp da onu kabul edemezken John Nash bunu başararak onunla yaşamayı öğrenmiştir.

Zindan Adası: O kadar derin ve gizemli bir film ki nereden başlayacağımı bilemiyorum. Film, Teddy Daniels ve Chuck Aule isimli iki detektifin kaçak ve çok tehlikeli bir hastanın yakalanması göreviyle başlar. Bunun için Zindan Adası denilen bir akıl hastanesine giderler. Daha sonraları anlarız ki aslında bu hastanın kendisi Teddy'den başkası değildir. Hastanedeki doktorlar, sürekli gerçeği inkar eden Teddy'nin kafasında kurduğu senaryoyu kullanarak onu gerçekliğine döndürmek isterler. Yani iyileşip gerçeği kabul etmesini. Böylece hiç iyileşmeyecek olan hastalara uyguladıkları "Lobotomi" yöntemini onun üstünde uygulamak zorunda kalmayacaklardır. Bu yöntem hastanın beynindeki hafıza bölümünün çıkarılıp her şeyi tamamen unutmasını sağlayarak onu tamamen etkisiz kılmaya dayalıdır. Teddy'e son bir şans daha verilir ve iyileşmesi beklenir. Teddy en sonunda başından geçen gerçekliği daha önce de olduğu gibi yine kabul eder. Teddy'nin en başından beri inkar etmeye çalıştığı gerçek ise karısının şizofreni hastası olmasıdır. Bu hastalığın ne kadar tehlikeli olabileceğini öngörememiş olmasıdır. Karısını bir gün evde ıslak bir halde bulur ve kendi öz 3 çocuklarını suda boğarak öldürdüğüne şahit olur. Bu travmaya dayanamayan Teddy karısını silahıyla öldürür. Suya karşı çok hassas olmaya başlayan Teddy, bu durumu sanki evinde yangın çıkmış da ailesi yanarak ölmüş gibi anlatarak çarpıtır. Bu gerçeği zar zor kabul ettiğini gören doktorlar tam Teddy'nin iyileştiğini düşünürlerken Teddy'den beklenmeyen bir tepki gelir:" Onları iyi kandırdık değil mi Chuck?" Aslında Teddy'nin doktoru olan detektif görünümlü Chuck, Teddy'nin iyileşmediğini anlar ve Teddy hafızasının alınacağı "Lobotomi" tedavisi için hastaneye doğru ilerler. Teddy aslında her şeyi kabul etti yani iyileşti ama sürekli bu olayı hatırlayıp kendini suçlamaktansa tamamen unutmayı tercih etti. Bu yönüyle bu film "Memento" filmine inanılmaz benziyor. Leonard da gerçeğinden kaçan ve karısını istemeden öldürdüğüne inanamayan bir kişiydi. Teddy de Leonard gibi her şeyi unutmayı seçti.
04.09.2026 - 02:40
★ KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
3.0 / 5
+Cimbomino KÜRATÖR
11
Kriterya Video
▶

John Nash'in "Akıl Oyunları" filmiyle ilgili yorumları. Dinlediğimde hastalığını reddetme belirtilerini hala görsem de birçok ağır vakaya göre çok iyi sayılır. Maalesef oğlu da şizofrenmiş. Çok üzüldüm, zaten genetik bir hastalık. Oğlu da kendisi gibi matematikçi ve akademisyen. Babadan oğula her türlü gelenek devam etmiş anlayacağınız.
04.09.2026 - 13:00
★ KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
3.0 / 5
11
2011'deki Oscar ödül töreninde Zindan Adası'nın hiçbir Oscar kazanamaması bu töreni ciddi anlamda sorgulamama neden oluyor. Bu kadar başarılı bir performans sergileyen Leonardo'nun 2010'daki 2.filmi lnception ile de hiçbir ödül alamamasına hele yorumsuzum. 2011'deki tüm güzel ödülleri "Zoraki Kral" filmi ve başrol oyuncusu Colin Firth hakkıyla toplasa da Leonardo'nun bu iki filmi resmen arada kaynamış gibi gözüküyor. Bunun en iyi kanıtı imdb puanları. Zindan Adası imdb puanı 8.2, lnception 8.8 ve Zoraki Kral 8.0. Günümüze baktığımızda ise bu iki film mi yoksa "Zoraki Kral" mı daha çok konuşuluyor yorumu sizlere bırakıyorum.

Akıl Oyunları ise "En İyi Film" dahil 4 dalda Oscar kazandı. En iyi erkek oyuncu ödülünü 2002'de Denzel Washinton'a kaptıran Russell Crowe, daha önceden Gladyatör filmiyle bu ödülü aldığı için kaptırdığına çok da üzüldüğünü sanmıyorum ama bu filmde de çok başarılıydı. En azından bu film hak ettiği değeri görmüş. Imdb puanı da 7.8.
04.09.2026 - 12:54 (Düzenlendi: 04.09.2026 - 13:13)
[+] Cevaplar (1)
+Cimbomino : Bariton cidden Leo'nun bu iki filmden eli boş dönüp "Diriliş"ten Oscar'ı kazanması şaka gibi. Evet, oradaki performansı da çok iyi ama bu iki filmdeki performansı çok başka bir seviyedeydi. Memento, Fight Club, Yeşil Yol gibi başyapıtları yok sayan Oscar, bu filmlere neler yapmaz ki? Oscar'ı değil, lmdb'ye daha çok güveniyorum. Imdb'nin zirvesindeki Esaretin Bedeli bunun en güzel örneklerinden biri. 1 tane bile Oscar'ı yok ama lmdb'de 9.3 puanla yıllardır zirvede.
★ KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
3.0 / 5
10
"Sence hangisi daha kötü olurdu? Canavar olarak yaşamak mı yoksa iyi bir insan olarak ölmek mi?" Final sahnesinde geçen bu soru filmin kilit noktası ve acı gerçeği yüzümüze sert bir kapı gibi çarpıyor adeta. Bu soruyu anlarsak zaten filmin mantığını çözmüş oluruz.

"Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir. Bu, hayatın "sen beklerken soyunamıyorum" deme şeklidir. O kadar doğru bir söz ki anlatamam. Bir istekte ne kadar ısrarcı ve aceleci olursak bir türlü o isteğimiz yerine gelmeyebiliyor. Sakin ve sabırlı davranırsak taşların yerine oturduğunu zamanla görebiliriz. Atalarımız boşuna: "Sabreden derviş, muradına ermiş." dememiş, bir bildikleri varmış.
04.09.2026 - 11:57
8

İki filmde de şizofreni hastalığı söz konusu. Onunla ilgili daha önceden açtğım bu başlık ve yorumlara göz atabilirsiniz.
04.09.2026 - 12:10