Boks sporunu da onunla ilgili filmleri de çok sevmem. Hatta Rocky film serisini izlememiş biriyim. Eminim ki bir başyapıttır ama dövüş sporları bana çok acımasız geliyor, kaldıramıyorum. Zamanında tavsiye üzerine zor bela izleyebildiğim bu iki boks filmi ise benim için tarifsiz anlamlar ifade ediyor. İkisinde de hayatlarını kazanmak için çabalayan, uğraşan boksörlerimiz var. Sonunda biri için yüzümüz gülerken diğeri için gözyaşlarımızı tutamayabiliriz.
Bundan sonrası çok ağrılı Spoiler!
Külkedisi Adam: Ağır Siklet Şampiyonu James J.Braddock'un gerçek hayat hikayesi anlatılmaktadır filmde. Film, 1920lerde Amerika'da yaşanan ekonomik buhranın en acı halini yansıtır. Binlerce kişi işsizdir ve fakirlikle mücadele vermektedir. James, bir yandan limanda hamallık yapar bir yandan da para karşılığı boksörlük. Parasızlıktan ailesine bakmakta çok zorlanan James, kırık elle bile dövüşmek zorunda kalmıştır. En sonunda ailesinin desteği ve azmin zaferiyle Ağır Siklet Şampiyonluğu'na kadar olan başarısından önceki yaşadığı tüm zorluklar ve çektiği tüm sıkıntılar filmde çok çarpıcı bir şekilde gösterilmiştir. Hayatta hiçbir zaman pes etmemeyi öğreten bu filmi kaçırmayın derim.
Milyon Dolarlık Bebek: Duygusal bir insan olduğum için ağlamaya meyilli olduğum doğrudur. Ama film bittikten sonra ağlamaya devam ettiğim film sayısı 5'i geçmez. İşte bu film o 5 filmden biridir. Maggie Fitzgerald, hayatta tek başına yaşayan, garsonlukla geçimini sağlayan ama boksa çok düşkün olan 30lu yaşlardaki bir kadındır. Spor salonu işleten ve eski bir boks antrenörü olan Frankie Dunn'dan ders almak ve çok iyi bir boksör olmak ister. Frankie, Maggie'ye bu spor için çok yaşlı olduğunu ve bu sevdadan vazgeçmesini söyler. Defalarca onu çalıştırmayı reddeder. Maggie, kafasına koymuştur ve azmi sayesinde kısa zamanda Frankie'nin gözüne girmeyi başarır. Ringde başarıdan başarıya koşarlar birlikte. Ta ki şampiyonluğa giderken rakibine sırtına döndüğü anda rakibinden gelen ağır darbe yüzünden sakat kalana kadar. Hastaneye kaldırılan Maggie'nin bacağı kesilir ve solunum cihazına bağlı yaşamak zorunda kalır. Sağlık sorunlarıyla boğuşurken ailesinin kendisinden ziyade parasıyla ilgilenmesi Frankie'yi çok rahatsız eder ve o bir gün olsun Maggie'yi yalnız bırakmaz. Yaşamaya değer bir hayatının kalmadığını düşünen Maggie, ölmek ister. Frankie, onun bu isteğini kırmaz ve solunum cihazını kapatır. Ağlayarak onu ölüme yollar. Hayatta tutunamamış ve değer görmemiş insanlar, kendilerini gösterebilmek için daha çok çaba sarf eder. Var olmak ve kendisinin de yaşadığını kanıtlamak ister. Bazıları bunu çok iyi başarır. Ama maalesef Maggie gibi başarısız olup hiç var olamayan insanlar da vardır. İşte bu var olamama hikayesi beni derinden sarsmış ve uzun süre gözyaşlarımı tutamamıştım. Ailenin desteği her zaman çok önemli. Yanında az da olsa değer veren birilerinin olması paha biçilemez. James Braddock, her türlü zorluğa ailesinin desteğiyle göğüs gererken Maggie kendi yalnızlığında kaybolup gidiyor. İşte asıl canımı yakan da bu detay oluyor.
Kelimeler düğüm düğüm olur, konuşmak zordur böyle filmleri izlerken. Hayat mücadelesini kimileri kaybederken kimileri kazanır. Bir yandan tek maçlık hakkınla şampiyonluğa koşarsın, bir yandan geleceğe emin adımlarla koşarken tökezleyip yığılır kalırsın. Cidden ölüm kalım savaşı. James, bu savaştan galip çıkmayı başarır. Sonunda ailesine onların hak ettiği şekilde bir yaşam sağlar. Maggie ise, yığıldığı yerden kalkamaz ve hayat savaşını kaybeder.
James J.Braddock, gerçekte yaşamış bir boksördür. Yoksulluktan geldiği ve parasını fakirlerle paylaştığı için kendisine 'Külkedisi Adam' lakabı verilmiş. Maggie karakterinin ise, gerçekte yaşamış biri olarak filmde söylenmese de boks menajeri Jerry Boyd tarafından yazılan "Rope Burns: Stories from the Corner" kitabından uyarlanmış bir film olduğu için gerçek hayatta böyle bir kişinin gerçekte varlığı söz konusudur. Maggie'ye Frankie 'Mo Chuisle' lakabıyla hitap eder. Filmin sonunda öğreniriz ki Keltçe'de bu kelime 'Sevgilim' demekmiş. İçimin cız ettiği o final sahnesinde tam hissettiğim şey, insan sevdiğini acılar içinde yaşarken görmektense onun acılarının son bulması için onsuzluğa bile katlanabilir.
Milyon Dolarlık Bebek En İyi Film, En İyi Yönetmen (Eastwood), En İyi Kadın Oyuncu (Swank) ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu (Morgan Freeman) olmak üzere toplamda 4 Oscar ödülü kazanmıştır. Bu ödüllerin hepsini hak eden filmin imdb puanı 8.1.
Külkedisi Adam, Russell Crowe'a 2.En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandırdı. (İlki Gladyatör)Filmin imdb puanı 8.0'dır.
Bundan sonrası çok ağrılı Spoiler!
Külkedisi Adam: Ağır Siklet Şampiyonu James J.Braddock'un gerçek hayat hikayesi anlatılmaktadır filmde. Film, 1920lerde Amerika'da yaşanan ekonomik buhranın en acı halini yansıtır. Binlerce kişi işsizdir ve fakirlikle mücadele vermektedir. James, bir yandan limanda hamallık yapar bir yandan da para karşılığı boksörlük. Parasızlıktan ailesine bakmakta çok zorlanan James, kırık elle bile dövüşmek zorunda kalmıştır. En sonunda ailesinin desteği ve azmin zaferiyle Ağır Siklet Şampiyonluğu'na kadar olan başarısından önceki yaşadığı tüm zorluklar ve çektiği tüm sıkıntılar filmde çok çarpıcı bir şekilde gösterilmiştir. Hayatta hiçbir zaman pes etmemeyi öğreten bu filmi kaçırmayın derim.
Milyon Dolarlık Bebek: Duygusal bir insan olduğum için ağlamaya meyilli olduğum doğrudur. Ama film bittikten sonra ağlamaya devam ettiğim film sayısı 5'i geçmez. İşte bu film o 5 filmden biridir. Maggie Fitzgerald, hayatta tek başına yaşayan, garsonlukla geçimini sağlayan ama boksa çok düşkün olan 30lu yaşlardaki bir kadındır. Spor salonu işleten ve eski bir boks antrenörü olan Frankie Dunn'dan ders almak ve çok iyi bir boksör olmak ister. Frankie, Maggie'ye bu spor için çok yaşlı olduğunu ve bu sevdadan vazgeçmesini söyler. Defalarca onu çalıştırmayı reddeder. Maggie, kafasına koymuştur ve azmi sayesinde kısa zamanda Frankie'nin gözüne girmeyi başarır. Ringde başarıdan başarıya koşarlar birlikte. Ta ki şampiyonluğa giderken rakibine sırtına döndüğü anda rakibinden gelen ağır darbe yüzünden sakat kalana kadar. Hastaneye kaldırılan Maggie'nin bacağı kesilir ve solunum cihazına bağlı yaşamak zorunda kalır. Sağlık sorunlarıyla boğuşurken ailesinin kendisinden ziyade parasıyla ilgilenmesi Frankie'yi çok rahatsız eder ve o bir gün olsun Maggie'yi yalnız bırakmaz. Yaşamaya değer bir hayatının kalmadığını düşünen Maggie, ölmek ister. Frankie, onun bu isteğini kırmaz ve solunum cihazını kapatır. Ağlayarak onu ölüme yollar. Hayatta tutunamamış ve değer görmemiş insanlar, kendilerini gösterebilmek için daha çok çaba sarf eder. Var olmak ve kendisinin de yaşadığını kanıtlamak ister. Bazıları bunu çok iyi başarır. Ama maalesef Maggie gibi başarısız olup hiç var olamayan insanlar da vardır. İşte bu var olamama hikayesi beni derinden sarsmış ve uzun süre gözyaşlarımı tutamamıştım. Ailenin desteği her zaman çok önemli. Yanında az da olsa değer veren birilerinin olması paha biçilemez. James Braddock, her türlü zorluğa ailesinin desteğiyle göğüs gererken Maggie kendi yalnızlığında kaybolup gidiyor. İşte asıl canımı yakan da bu detay oluyor.
James J.Braddock, gerçekte yaşamış bir boksördür. Yoksulluktan geldiği ve parasını fakirlerle paylaştığı için kendisine 'Külkedisi Adam' lakabı verilmiş. Maggie karakterinin ise, gerçekte yaşamış biri olarak filmde söylenmese de boks menajeri Jerry Boyd tarafından yazılan "Rope Burns: Stories from the Corner" kitabından uyarlanmış bir film olduğu için gerçek hayatta böyle bir kişinin gerçekte varlığı söz konusudur. Maggie'ye Frankie 'Mo Chuisle' lakabıyla hitap eder. Filmin sonunda öğreniriz ki Keltçe'de bu kelime 'Sevgilim' demekmiş. İçimin cız ettiği o final sahnesinde tam hissettiğim şey, insan sevdiğini acılar içinde yaşarken görmektense onun acılarının son bulması için onsuzluğa bile katlanabilir.
Külkedisi Adam, Russell Crowe'a 2.En İyi Erkek Oyuncu Oscar'ını kazandırdı. (İlki Gladyatör)Filmin imdb puanı 8.0'dır.