Brothers vs Hayat mı Bu
Bu kriteryadan sonra Brothers filmini izledim. Resmen zıtlıkların filmi olmuş. Serseri ve özgür ruhlu, işsiz, ayyaş ve hırsız olan Tommy, hapisten çıkınca olgun ve bambaşka bir adama dönüşüyor. Kardeşi Sam'in ölümünden sonra onun ailesine deyim yerindeyse tam bir aile babası oluveriyor ve herkes de onu çok sevmeye başlıyor. Kötü çocuk iyi bir adam oluyor.
Kardeşi Sam ise başarılı bir kariyer ve sevgi dolu bir aileye sahip, iyi aile çocuğu iken savaştan döndükten sonra huysuz, aksi ve soğuk bir adama dönüşüveriyor. Tobey ve Jake rollerinin hakkını vermiş. Aslında Tobey ve Jake tam tersi rollerde oynamak istemiş ama filmin yönetmeni Tobey'e: "Senden kötü adam olmaz." diyerek Sam rolünü ona vermiş. Yıllarca severek izlediğimiz Spider Man'in o tatlı yüzünü, yengesine aşık olan bir adama dönüştürmek istemedi sanırım. Bunun yerine fıttıran koca olmasını tercih etti :P
Aynı şekilde Hayat Bu mu filminde de babadan öz ama anneleri farklı olan kardeşler birbirine çok zıt. Sertan daha duygusal, romantik, hassas, kırılgan, naif ve nazik bir müzisyen olmasına rağmen, kardeşi Serkan gözü kara, cesur, tuttuğunu koparan, istediğini alan bir futbolcudur. İkisinin de aşık olduğu Ayşe, Serkan'ı sevmiştir. Zaten kızlar nerede odun var, gider onu sever :P Neyse şaka bir yana bu yönüyle de iki film birbirine benziyor.
Son olarak, Ayşe'yi canlandıran Zeynep Değirmencioğlu'nun hem filmde hem de gerçek hayatta Serkan Acar'ı kocası olarak seçmesi kaderin bir cilvesi gibi.
Devlerin Aşkı vs Selvi Boylum Al Yazmalım
İlyas var ya tam bir odundu. Kamyonunda da kendisi gibi malları taşırdı. Kırk yılda bir iyilik yapacağı tuttu. Onu da yüzüne gözüne bulaştırdı. Asya'nın kendisi için yaptığı iyiliği göremedi. Zaten onu doğru dürüst sevdiğini de sanmıyorum çünkü ona resmi nikah bile kıymamıştı. İlyas, sadece milletin ağzına baktı. Yeri geldi mi aslan kesilen İlyas, Asya hakkında konuşan insanları susturamadı. Size ne benim karımdan, siz kimsiniz de konuşuyorsunuz diyemedi. Kendisinin iyiliğini düşünen karısını onlara karşı savunamadı. Onların lafıyla gitti Asya'yı tokatladı ve bi de üstüne gitti onu aldattı. Hak ettiğini finalde buldu. Onun için hiç üzülemeyeceğim doğrusu. Son pişmanlık fayda vermiyor İlyas Efendi! Zamanında Asya'nın kıymetini bilecektin. Şimdi paşa paşa git yoluna, milleti de sinirlendirip durma! Asya ise o çaresiz haliyle kendisine değer ve güven veren Cemşit gibi bir hazineyi buldu. Ona resmi nikah kıyan, oğlunu kendi oğluymuş gibi seven hem koca hem abi hem de baba olan adam gibi adamı yani. Sevgi aynı zamanda değer vermekti. Kendini değersiz biri gibi hissettiren insanlardan uzak durmak lazım. Asya da tam olarak bunu yaparak akıllılık etti de İlyas'ın oyununa gelmedi bu sefer. Efsane bir film cidden. İnsanlığı, aşkı, emeği ve değer vermeyi sorgulattırıyor insana.
Çöl Sıcağı vs Sağanak Yağış ve Fırtına
Avrupa'dan ülkemize doğru gelen aşırı sıcaklar, birçok şehrimizde hayatı zorlaştırmaya başladı maalesef. Meteoroloji Uzmanı Prof.Dr. Orhan Şen Adana, Şanlıurfa, Diyarbakır gibi şehirlerde hava sıcaklığının 40 dereceyi geçtiğini ve önümüzdeki 72 saatin çok önemli olduğunu dile getirdi. Mümkün olduğunca öğle saatlerinde dışarı çıkılmamasının ve bol sıvı tüketilmesinin öneminden bahsetti.
Yağmura, çamura, soğuğa alışıyoruz da çöl sıcakları her bakımdan insanı daha çok yoruyor bence. Soğuk havada yürürken ısınıyor insan ama sıcakta yürünmüyor. Birçok işin yarım kalabiliyor. Nemden, sıcaktan nefes almak bile güçleşiyor. Sanırım ben yaz değil, sonbahar ve kış insanıyım. Onları daha çok seviyorum.
Jack Dawson (Titanik) vs Jay Gatsby (Muhteşem Gatsby)
Gariban Jack 😔 ne bedel ödeyecek garibandı, gariban olarak öldü. Hatta gemideki yolcuların arasında ismi bile yazmıyordu. Var olamadan kaybolup gitti. Jay öyle mi, tutturmuş bi Daisy ona kavuşcam diye her türlü pisliğe batmasına rağmen paraya para dememiş. Hayatını bundan sonra zevk ve sefa ile geçirecekken Daisy gibi bir kadının oyuncağı olmuş. Herkes ondan bahsederken, o Daisy deyip yanıp kül olmuş. En sonunda o kadın yüzünden güzelim hayatı mahvolmuş. Evet zenginliğe de onun sayesinde kavuştu ama parayı bulmuşsun sana kadın mı yok be oğlum! Enayiliğine doyma diyecem de gönül ferman dinlemiyorsa da başa gelen çekilecek, başka çaresi yok.
Evet, erkeklere odun yakıştırması daha çok yapılır ama Daisy'den daha odununu bulmak neredeyse imkansız gibi bir şey.
Hadise (Düm Tek Tek) vs Kenan Doğulu (Shake it up Şekerim)
"Ah Hadise Vah Hadise!" diyerek kritiğime başlamak istiyorum. Manga'ya ne kadar üzüldüysem Hadise'ye de bir o kadar üzüldüm. Şarkı müthiş, kız güzel, danslar şahaneydi. Gazetelerde "Hadise, Sertab'ın izinde" başlıklarını belki hatırlıyorsunuzdur. 2.birinciliği bekliyorduk. En kötü ilk 3teydik. Böyle bir umutla yarışmayı izlerken Hadise çıktı ve şarkıyı kötü söylemeyi bırakın hiç söyleyemedi. Şarkıyı vokalistlerden dinledik. İzlerken dumura uğradım. Anca bu kadar kötü bir performans sergilenebilirdi, onu da başardı. 4.lüğe şükredir hale geldim. Bi de olması gerektiği gibi söyleyip ortalığı şenlendirseydi kimbilir neler olacaktı. Sesi niye kısıldı? Hasta mıydı? falan takip etmedim, bi daha da kendisini dinlemedim. Böylesine önemli bir yarışmadan önce kendine dikkat etmeliydi bence. Ben dahil birçok kişiyi hayal kırıklığına uğrattı. Anca süslensin, püslensin, dans etsin. O sadece bundan iyi anlıyor belli ki. Çok kızgınım çok. Güzelim şarkı da heba oldu gitti. Sinan'ın emeğine yazık etti.
Kenan Doğulu ise, klasik vasat bir şarkıyla katıldı. Şarkının tek avantajı İngilizce olmasıydı. Bu nedenle belki ilk 5'te oluruz diyordum. Adam çıktı, çatır çatır söyledi şarkısını hem de dans ederek, tempo tutarak. Yani Hadise'nin yapamadığını yaptı. O şarkıyla 4.oldu çünkü şarkının hakkını verdi. Seyirciyi coşturup onun kalbini kazanmasını bildi. Bence bu daha önemli bir başarıdır.
Birisi işi savsaklayıp rahat kazanırım diyerek hayal kırıklığına uğrattı, diğeri şapkadan tavşan çıkarttı. Bu yüzden Kenan Doğulu'ya çok saygı duyuyorum işini ciddiye alıp yarışmayı önemsediği için. İkisi aynı anda yarışsa Hadise'nin şarkısına değil, Kenan Doğulu'nun sahne performansına oyumu verirdim.