"Yoruldum patron! İnsanların insanlara saldırmasından, çocukların ömrünün kelebekten az olmasından, adaletin bozguna uğradığı bu dünyadan yoruldum!" John Coffey
İkisi de Stephen King'in eseri, ikisi de mekan olarak hapishanede geçiyor, ikisinin baş karakteri masum olmasına rağmen hapse mahkum edilmiştir. Bunlar ortak yönleriydi.
Esaretin Bedeli'nde azmin ve umudun neticesinde film mükemmel bir sonla biterken, Yeşil Yol'da ise durum tam tersidir. Bunun nedeni bu film gerçek bir olaydan esinlenmiştir. SPOİLER! 1944 yılında Amerika'da yaşayan George Stinney, 14 yaşında zenci bir çocuktur ve biri 11 diğeri 8 yaşında olan iki kız çocuğunu öldürmekten idama mahkum edilmiştir. Böyle bir cinayet imkansız olmasına rağmen jüri 12 dakika içinde George Stinney'i suçlu bulmuştur. Aynı, filmdeki John Coffey gibi elektrikli sandalyede idam edilmiştir. John Coffey, iri cüssesine rağmen göğüs kafesinde bir çocuk kalbi taşıyordu. İnsanların acımasızlıklarından, merhametsizliklerinden ve vicdansızlıklarından yorgundu. İdamına hiç ses çıkarmadı. Masum olduğunu bilenler arkasından ağlayarak, yas tutarak gönderdiler onu elektrikli sandalyeye. "Benden nefret eden çok insan var." demişti John Coffey. Gardiyanlar ise onu sevdiklerini ve onun masum olduğunu dile getirmişti. Bu sözler adeta George Stinney için söylenmiş ve o gözyaşları onun için dökülmüştü.
2014 yılında George Stinney'nin kız kardeşleri mahkemeye başvurmuş , George'un masumiyetini kanıtlamış ve onun için beraat kararı aldırmışlardır. Amerika gibi sözde medeni bir ülkede adalet tam 70 yıl sonra tecelli etmiştir. İki kız çocuğunu öldüren veya öldürenlerin kim olduğu hala bilinmemektedir. George Stinney'i ve onu iri cüssesiyle temsil eden ''John Coffey'' rolündeki Michael Clarke Duncan'ı saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.
Bu iki filmi de defalarca izledim ve yeniden yeniden yine izlerim fakat sanırım Yeşil Yol filmini biraz daha fazla seviyorum. Esaretin Bedeli ile başlayalım: Andy adlı karakterin yaşadığı haksızlık üzerine bir filmdir. Film IMDB ilk 250’de yıllardır birinciliğini koruyor. Filmi bu kadar zamansız kılan kesinlikle Morgan Freeman’ın efsane oyunculuğunun katkısı büyük. Bu filmde beni en çok etkileyen karakterden birisi de Brooks Hatlen adlı karakter olmuştur. Dışarıdaki yaşama uyum sağlayamaz ve yaşamına son verir. Değişim hepimizin zaman zaman çok istediği bir durumdur fakat her zaman iyi sonuçlanmaz durumunu bizlere çok iyi anlatır. Yeşil Yol Stephen King’in romanına dayanan bir filmdir. Gerçek hayat hikayesi benzerliği de vardır. Temiz ve suçsuz bir adamın idamını anlatır. Hapishanede kurduğu dostluk, o ölürken gözyaşlarını tutamayan gardiyanlar. Dünyada çok fazla haksızlık var ve maalesef önüne geçemiyoruz. Bir gün belki daha iyi bir yer haline gelir ve bu tarz kötülükler artık filmlerde bile yok diye konuşuruz. Kim bilir!
31.05.2026 - 15:48
✕KAPAT
✕
🍪️️TEKNİK ÇEREZ BİLGİSİ
Kriterya, veri akışını optimize edip kullanıcı deneyimini arttırmak için çerezleri kullanır.
Esaretin Bedeli'nde azmin ve umudun neticesinde film mükemmel bir sonla biterken, Yeşil Yol'da ise durum tam tersidir. Bunun nedeni bu film gerçek bir olaydan esinlenmiştir. SPOİLER! 1944 yılında Amerika'da yaşayan George Stinney, 14 yaşında zenci bir çocuktur ve biri 11 diğeri 8 yaşında olan iki kız çocuğunu öldürmekten idama mahkum edilmiştir. Böyle bir cinayet imkansız olmasına rağmen jüri 12 dakika içinde George Stinney'i suçlu bulmuştur. Aynı, filmdeki John Coffey gibi elektrikli sandalyede idam edilmiştir. John Coffey, iri cüssesine rağmen göğüs kafesinde bir çocuk kalbi taşıyordu. İnsanların acımasızlıklarından, merhametsizliklerinden ve vicdansızlıklarından yorgundu. İdamına hiç ses çıkarmadı. Masum olduğunu bilenler arkasından ağlayarak, yas tutarak gönderdiler onu elektrikli sandalyeye. "Benden nefret eden çok insan var." demişti John Coffey. Gardiyanlar ise onu sevdiklerini ve onun masum olduğunu dile getirmişti. Bu sözler adeta George Stinney için söylenmiş ve o gözyaşları onun için dökülmüştü.
2014 yılında George Stinney'nin kız kardeşleri mahkemeye başvurmuş , George'un masumiyetini kanıtlamış ve onun için beraat kararı aldırmışlardır. Amerika gibi sözde medeni bir ülkede adalet tam 70 yıl sonra tecelli etmiştir. İki kız çocuğunu öldüren veya öldürenlerin kim olduğu hala bilinmemektedir. George Stinney'i ve onu iri cüssesiyle temsil eden ''John Coffey'' rolündeki Michael Clarke Duncan'ı saygıyla anıyorum. Ruhları şad olsun.