Cesur Yürek (Braveheart) vs Gladyatör
Cesur Yürek'teki 'William Wallace' karakteri gerçekten yaşamış, "İskoçya'nın Koruyucusu" olarak tanınmış ve 15.yüzyılda Kör Harry isimli bir şair tarafından epik bir şiire konu olmuştur. Film, bu epik şiirden esinlenerek senaryolaştırıldı ve "En İyi Özgün Senaryo" dalında Oscar'a aday oldu. Mel Gibson, Avustralya asıllı Amerikalı bir oyuncu olarak hem başrolü hem de yönetmenliği üstlendiği bu filmde, İngilizlerin sömürgecilik politikalarını derin bir şekilde eleştirmiştir. İskoç halkı, İngilizlerin baskılarından o kadar çok yılmışlar ki William Wallace'ı bir kurtarıcı olarak görüp onun peşinden zaferler elde etmişler. Ama maalesef büyük balık küçük balığı bir şekilde yutup vatana ihanet suçundan ibret-i alem olsun diye Wallace'ı akıl almaz işkencelerle idam etmişler. Filmin finalinde gösterilen işkence sahneleri ve vücudun 4 parçaya ayrılıp halkın görebileceği çeşitli yerlere konulması gerçektir. İngilizler, dingilizliklerinden hiçbir zaman vazgeçmeyip sömürgeciliğe hala devam etmektedir.
Gladyatör'deki 'Maximus' karakteri ise tamamen kurgudur. Evet, o dönemler Magnus Maximus isimli bir Romalı General vardır ama filmdeki gibi bir hayatı olmamıştır. Filmde geçen eski Roma İmparatorlarından Marcus Aurelius, oğlu Commodus, kızı Lucilla karakterleri gerçektir. Babası Marcus Aurelius'un vefatından sonra tahta geçen Commodus'un gerçekten savaş ve dövüş tutkunu olduğu, büyük arenalarda gladyatörleri dövüştürdüğü, imparatorluğu feraha kavuşturmak yerine sefalete düşürdüğü tarihi bir gerçektir. Zevk ve sefa derdinde olan Commodus, halkın ihtiyaçlarını göz ardı edip nefretini kazanmıştır. Filmdeki gibi sevilmeyen bir imparator haline gelmiştir. Sanırım bu film de eski Roma İmparatorlarının insanları dövüştürmekten zevk aldığı vahşi hobilerini eleştirmek için çekildi. İşi gücü bırakıp böyle hobiler edinen Roma İmparatorları, nihayetinde imparatorluğun sonunu hazırladı diyebiliriz.
Kontrol Yanılsaması vs Gerçekçi Kontrol
[🎥 Video]
Hayattaki her şeyi ve herkesi kontrol edemeyeceğimizi gösteren meşhur ve hüzünlü Babam ve Oğlum film sahnesi. Geçmişteki hatalarımızdan ne kadar pişman olursak olalım hiçbir şeye yetişemediğimiz anlar mutlaka olmuştur ve olacaktır da. İnsanız, aciziz ve her şeye gücümüz yetmez. Bunu kabullenebilirsek hayatımızı daha kolay anlayabilir ve daha rahat yaşayabiliriz diye düşünüyorum. Hele ki elimizden geleni yapıp tevekkül edebilirsek sonsuz bir huzura kavuşabiliriz. 'Benim adım Hıdır, elimden gelen budur' felsefesi de çoğu zaman işe yaşayabilir. Evet, gerçekten elimizden gelen buysa artık daha fazla düşünmeyi bırakıp hayırlısı buymuşa odaklanmak bence daha doğru. Böylece kaygı ve stresimiz daha azalabilir, hayata daha olumlu bakabiliriz.