Kelebeğin Rüyası, birçoğumuzun ismini daha önce duymadığımız iki şairin hayat hikayesini anlatan etkileyici bir filmdir. II. Dünya Savaşı yıllarında Zonguldak'ta yaşayan Şükrü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, şiirlerinin dergilerde yayınlanma hayalleri kuran iki genç şairdir. Ne yazık ki ikisi de veremlidir ve bu hastalık yüzünden zor günler geçirmektedir. Şükrü Onur 22 yaşında ve Muzaffer Tayyip Uslu 24 yaşında hayatını kaybetmiştir. Bu film olmasaydı bu iki şairi tanıma fırsatım olmayacaktı.
Parlak Yıldız (Bright Star) ise İngiliz Edebiyatı'nın önemli şairlerinden John Keats'in hayat hikayesini anlatmaktadır. Komşusu Fanny Brawne ile yaşadığı aşkı şiirlerine döken Keats, "Parlak Yıldız" isimli şiiriyle adından daha sonraki yıllarda oldukça söz ettirmiştir. Keats, 25 yaşında veremden hayatını kaybettikten sonra Fanny Brawne hiç evlenmemiş ve sevgilisinin hatırasıyla hayatına devam etmiştir. Keats, erken yaşta vefat etmesine rağmen, birçok eser bırakmış ve değeri öldükten sonra anlaşılan şairler arasına katılmıştır.
Kriterya sahibinden özür dileyerek belirtiyorum: Bright Star'ı bir daha izlemeliyim gerçekten silinmiş gitmiş hafızamdan hiç hatırlayamıyorum. Kelebeğin Rüyası ise çok içimi acıtan bir film olmuştur. Sanata değer verilmesi durumu bir mucize olması gibi bir şey ülkemizde. Genç yaşta sefalet içinde hayatını kaybeden yazarlarımızı izlemek yıkıcı derecede üzücüydü. O şairlerimizden minik birer şiir yazmak istiyorum. Rahmetle anıyoruz.
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan
Muzaffer Tayyip Uslu
***
Ben ölsem be anacığım
Nem var ki sana kalacak
Ceketimi kasap alacak,
Pardösömü bakkal
Borcuma mahsuben...
Ya aşklarım
Ya şiirlerim ne olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne
Hülasa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var.
Çıplak doğurdun beni
Çıplak gideceğim
Rüştü Onur
25.06.2026 - 00:06
[+] Cevaplar (2)
+Er35 :
Değerli yorumunuza teşekkür ederim. Şairlerimizi bir kez daha hatırlamış olduk. Unutulup gitmemelerine bu film sayesinde seviniyorum.
Bright star, would I were stedfast as thou art—
Not in lone splendour hung aloft the night
And watching, with eternal lids apart,
Like nature's patient, sleepless Eremite,
The moving waters at their priestlike task
Of pure ablution round earth's human shores,
Or gazing on the new soft-fallen mask
Of snow upon the mountains and the moors—
No—yet still stedfast, still unchangeable,
Pillow'd upon my fair love's ripening breast,
To feel for ever its soft fall and swell,
Awake for ever in a sweet unrest,
Still, still to hear her tender-taken breath,
And so live ever—or else swoon to death.
***
Parlak yıldız, keşke senin gibi sabit olsaydım—
Gecede yalnız ihtişamla asılı kalmayan
Ve sonsuz göz kapaklarıyla uyanık duran,
Doğanın sabırlı, uykusuz münzevisi gibi,
Hareket eden suları, dünyamızın insan kıyılarını çevreleyen
saf yıkama görevlerinde,
Ya da dağlara ve bozkırlara düşen
yeni, yumuşak kar maskesine bakarak—
Hayır—ama yine de sabit, yine de değişmez,
Güzel sevgilimin olgunlaşan göğsüne yaslanmış,
Sonsuza dek onun yumuşak iniş ve çıkışlarını hissetmek,
Sonsuza dek tatlı bir huzursuzluk içinde uyanık kalmak,
Yine de, yine de onun nazikçe alınan nefesini duymak,
Ve böylece sonsuza dek yaşamak—ya da ölüme bayılmak.
Parlak Yıldız (Bright Star) ise İngiliz Edebiyatı'nın önemli şairlerinden John Keats'in hayat hikayesini anlatmaktadır. Komşusu Fanny Brawne ile yaşadığı aşkı şiirlerine döken Keats, "Parlak Yıldız" isimli şiiriyle adından daha sonraki yıllarda oldukça söz ettirmiştir. Keats, 25 yaşında veremden hayatını kaybettikten sonra Fanny Brawne hiç evlenmemiş ve sevgilisinin hatırasıyla hayatına devam etmiştir. Keats, erken yaşta vefat etmesine rağmen, birçok eser bırakmış ve değeri öldükten sonra anlaşılan şairler arasına katılmıştır.
Diyecekler ki arkamdan
Ben öldükten sonra
O, yalnız şiir yazardı
Ve yağmurlu gecelerde
Elleri cebinde gezerdi
Yazık diyecek
Hatıra defterimi okuyan
Ne talihsiz adammış
İmanı gevremiş parasızlıktan
Muzaffer Tayyip Uslu
***
Ben ölsem be anacığım
Nem var ki sana kalacak
Ceketimi kasap alacak,
Pardösömü bakkal
Borcuma mahsuben...
Ya aşklarım
Ya şiirlerim ne olacak
Ya sen ele güne karşı
Nasıl bakacaksın insan yüzüne
Hülasa anacığım
Ne ambarda darım
Ne evde karım var.
Çıplak doğurdun beni
Çıplak gideceğim
Rüştü Onur
Bright star, would I were stedfast as thou art—
Not in lone splendour hung aloft the night
And watching, with eternal lids apart,
Like nature's patient, sleepless Eremite,
The moving waters at their priestlike task
Of pure ablution round earth's human shores,
Or gazing on the new soft-fallen mask
Of snow upon the mountains and the moors—
No—yet still stedfast, still unchangeable,
Pillow'd upon my fair love's ripening breast,
To feel for ever its soft fall and swell,
Awake for ever in a sweet unrest,
Still, still to hear her tender-taken breath,
And so live ever—or else swoon to death.
***
Parlak yıldız, keşke senin gibi sabit olsaydım—
Gecede yalnız ihtişamla asılı kalmayan
Ve sonsuz göz kapaklarıyla uyanık duran,
Doğanın sabırlı, uykusuz münzevisi gibi,
Hareket eden suları, dünyamızın insan kıyılarını çevreleyen
saf yıkama görevlerinde,
Ya da dağlara ve bozkırlara düşen
yeni, yumuşak kar maskesine bakarak—
Hayır—ama yine de sabit, yine de değişmez,
Güzel sevgilimin olgunlaşan göğsüne yaslanmış,
Sonsuza dek onun yumuşak iniş ve çıkışlarını hissetmek,
Sonsuza dek tatlı bir huzursuzluk içinde uyanık kalmak,
Yine de, yine de onun nazikçe alınan nefesini duymak,
Ve böylece sonsuza dek yaşamak—ya da ölüme bayılmak.
Romantik Dönem şairlerinden olan John Keats'in yaşadığı döneme ait dikkat çeken yorumları bu kriteryada bulabilirsiniz.