Ağır Spoiler: İkisi de kitap uyarlaması olan filmler ve bu filmler kitapları kadar etkileyici. Dövüş Kulübü, Chuck Palakniuk ve Gizli Pencere ise Stephen King tarafından yazılmıştır. İki romanın da baş karakteri pısırık, korkak ve uyku problemi yaşayan tiplerdir. Birisi anlatıcı (narrator) olarak karşımıza çıkarken diğeri de yazar Mort Rainey'dir. Dönüştükleri karakterler ise daha da efsane tiplerdir. Önce saygı değer, övülesi Tyler Durden ile başlayayım.
Dövüş Kulübü bence tam bir başkaldırı hikayesidir. Kapitalist düzene, tüketici topluma ve yaşanan monotonluğa bir isyandır. Anlatıcı bu düzene bir dur demek ister. Ama buna ne cesareti vardır ne de gücü. İçinden tam bir cengaver çıkmalı ki tüm bunları yapabilsin. Böylece düzene istediği gibi meydan okusun. İşte tam bu esnada Tyler Durden doğuyor. Anlatıcı kafasında oluşturduğu karakterle sokakta dövüşmeye başlıyor. Kulübü kurup anarşist bir çete lideri olan Tyler Durden sayesinde anlatıcının ismini de öğrenmiş oluyoruz. Ortalığı savaş alanına çeviren anlatıcı, filmin finalinde kendisinin aslında hayran olduğu o cengaver olduğunu anlıyor. O cengaveri içinde öldürüp olmak istediği benliğine yani gerçekliğine dönüyor. Sevgilisi Marla'nın elinden tutup toplum için hazırladığı büyük sürprizi izliyor. Pencereden izlediği görüntüyü büyük bir hayranlıkla seyrederken film bitiyor. Anlatıcı içinde yaşattığı karakterle toplumdan bir nevi intikamını almış oluyor ve özgürlüğüne adeta merhaba diyor.
Gizli Pencere ise bambaşka bir intikam filmi. Mort Rainey isimli baş karakterimizin ismi bile ürkütücü. Mortal Combat (Ölümcül Dövüş) isimli oyunu duymuşsunuzdur. Mortal ölümcül demek. Mort ölümü çağrıştıran bir karakter anlayacağınız. Mort, ünlü bir yazar ve zamanla karısından uzaklaşmaya ve kendine yönelmeye başlayan bir psikolojik vaka diyebiliriz. Bunu kafasında kurguladığı karakter John Shooter ve diğer kendine benzeyen çoklu karakterleriyle filmin sonunda öğreniyoruz. İster şizofreni diyin ister çoklu kişilik bozukluğu diyin hepsi uyuyor bence. Günde 15 saat uyuyan Mort, bu uyuduğu zamanlarda aslında farklı karakterlere bürünüyor. Bunu da filmin sonunda daha net görüyoruz. Konuya dönersek, kendisinin ona olan ilgisi azalınca, karısı Mort'tan sıkılıyor ve boşanma kararı alıp yeni bir sevgili yapıyor. Bunu bir türlü hazmedemeyen Mort, karısını ve onun sevgilisini öldürmek istiyor. Ama çok korkak ve pısırık olan Mort, bunu midesi kaldıramayıp cesaret edemediği için kendi kafasında oluşturduğu John Shooter karakteriyle harika bir cinayet senaryosu kurgulayıp amacına ulaşıyor. İlk başta bu karakteri Mort'u romanını çalmakla suçlayan başka bir yazar zannediyoruz. Mort, John'dan baya bir korkuyor. Filmin sonunda o korktuğu karakterin bizzat kendisi olduğunu karısına şu sözlerle söylüyor: "Mort öldü, artık John Shooter var." Karısı ısrarla kendisinin Mort Rainey olduğunu söylese de öldürme planını hayata geçirmek için o psikopat karaktere ihtiyacı var. Zaten bütün yapmak istediği kötü şeyleri o karaktere bürünerek gerçekleştiriyor. İntikamını alan Mort, daha huzurlu ve kendine çeki düzen veren bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Bu görüntüsüne rağmen yaşadığı yerdeki herkes onun katil olduğunu biliyor. Bir gün bir polis memuru Mort'a onun bir katil olduğunu herkesin bildiğini ama kanıt bulamadıkları için onu suçlamayadıklarını söyleyince Mort, kendinden emin bir şekilde neden bahsedildiğini anlamadığını söyleyince kamera filmin sonunda evin tavan arasındaki gizli bir pencereye zoom yapıyor ve pencereden bakınca orada bir mısır tarlası görüyoruz. Aslında filmin adının herkesin merak ettiği "Cesetler nerede?" sorusunun gizli cevabını bize söyleyince film bir şahesere dönüşüyor.
SPOILER ALERT! İzlemediyseniz veya okumadıysanız romanı lütfen bu yazıdan uzaklaşın 😛
Fight Club en harika ters köşe filmlerinden biri gerçekten. İki kişiliği olan bir adam hakkında. Onun iki karakteri var ama filmin en sonuna kadar bunun farkında değildir. Uyku problemi de var malum. Kendine güveni ya da yeterli zekâsı olmadığı için beyninde başka bir karakter oluşturuyor. Aslında zekası olmasa zaten yapamaz bu kadar ama özgüveni olmadığı için zeki olduğunu da düşünmüyor. Doğal olarak Tyler Durden çıkar ortaya ve hayatını bu karakterle değiştirmek ister. Bu adam ondan daha zeki ve daha yeteneklidir. Bu hayali karakter sayesinde hayalinde olmak istediği gibi yaşar. Fight Club adında bir kulüp kurar ve insanlar oraya üye olmaya başlar. Kulüp de günden güne büyür...
Bence Fight Club üyeleri de çok tuhaf insanlardır. Hayattan hiçbir beklentileri olmayan tipler. Ne kendileri için yaşarlar ne de hayat hakkında endişelenirler. Hiçbir şeye sahip olmazsan özgür olunacağına inanırlar. Kendilerini bu kulübe adamak istiyorlar, çünkü buna ihtiyaç duyuyorlar. Kavga etmek onları rahatlatıyor ve gerçek hayatlarıyla ilgili her şeyi unutmalarını sağlıyor. Değişik bi hobi :D Ancak tabii ki olaylar ilerledikçe amaç sadece kavga etmek olmuyor ve iş tehlikeli bir hâl alıyor. Liderlerinin emirlerine göre ülkelerine zarar vermeye başlıyorlar. Ben insanların boş yaşamlarına dikkat çekmek istiyorum. Onlar için hayatlarının hiçbir önemi yok. Yaşamayı ya da hayatlarının tehlikede olmasını da umursamıyorlar. Bu insanlar için çok kötü bir şey, çünkü yaşamak için bir nedeniniz olmalıdır. Eğer yoksa, hayat sizin için de Fight Club'daki insanlar için olduğu gibi önemsiz hâle gelir.
Filmin sonunda anlatıcı yaptığı her şeyi fark eder. Beyninde olmak istediği başka bir karakter yarattığını anlar. Bu bilinçsiz davranışları yüzünden Fight Club büyük bir terör örgütüne dönüşür. Sonra her şeyi düzeltmek imkânsız hâle gelir çünkü artık çok geçtir. İyi olan şey ise sonunda beynini kontrol etmeyi öğrenmesidir. Onun için yeni bir hayat başlar. Ya da başlar mı acaba? Bilmiyoruz film burada sona erer :)
Spoiler: Dövüş Kulübü'ndeki Anlatıcı ve Gizli Pencere'deki yazar Mort Rainey aslında kendi yapamayacakları bütün pis işleri kafalarında kurguladıkları karakterlere yaptırıyorlar. Çünkü ikisi de cesaretsiz ve çekingen insanlar. Kendilerinin tamamen zıddı karakterleri oluşturmalarının sebebi ise, birinin hedefi toplumda kaos yaratmak diğerinin de karısı ve sevgilisini ortadan kaldırmak. Birinin güçlü, kuvvetli, cesur bir Tyler Durden'a; diğerinin de korkusuz, hakkını savunan ve inatçı bir John Shooter'a ihtiyacı var. İkisi de bu karakterlerin varlığından haberleri yok. Bu yüzden karakterlerle yüzleşme süreci çetin geçiyor. İkisi de durumu fark edince anlatıcı pişman olurken diğeri intikamını bu karakter sayesinde alıp keyfine bakıyor. Mort, farklı bir kişiliğe daha bürünüp saç şeklini ve hal tavrını tamamen değiştirip bambaşka bir adam portresi çiziyor ama hiçkimseyi inandıramıyor. O içinde John Shooter'ı yaşatmaya devam ederken, anlatıcı Tyler Durden'ı tamamen hayatından çıkarıyor.
Dövüş Kulübü bence tam bir başkaldırı hikayesidir. Kapitalist düzene, tüketici topluma ve yaşanan monotonluğa bir isyandır. Anlatıcı bu düzene bir dur demek ister. Ama buna ne cesareti vardır ne de gücü. İçinden tam bir cengaver çıkmalı ki tüm bunları yapabilsin. Böylece düzene istediği gibi meydan okusun. İşte tam bu esnada Tyler Durden doğuyor. Anlatıcı kafasında oluşturduğu karakterle sokakta dövüşmeye başlıyor. Kulübü kurup anarşist bir çete lideri olan Tyler Durden sayesinde anlatıcının ismini de öğrenmiş oluyoruz. Ortalığı savaş alanına çeviren anlatıcı, filmin finalinde kendisinin aslında hayran olduğu o cengaver olduğunu anlıyor. O cengaveri içinde öldürüp olmak istediği benliğine yani gerçekliğine dönüyor. Sevgilisi Marla'nın elinden tutup toplum için hazırladığı büyük sürprizi izliyor. Pencereden izlediği görüntüyü büyük bir hayranlıkla seyrederken film bitiyor. Anlatıcı içinde yaşattığı karakterle toplumdan bir nevi intikamını almış oluyor ve özgürlüğüne adeta merhaba diyor.
Gizli Pencere ise bambaşka bir intikam filmi. Mort Rainey isimli baş karakterimizin ismi bile ürkütücü. Mortal Combat (Ölümcül Dövüş) isimli oyunu duymuşsunuzdur. Mortal ölümcül demek. Mort ölümü çağrıştıran bir karakter anlayacağınız. Mort, ünlü bir yazar ve zamanla karısından uzaklaşmaya ve kendine yönelmeye başlayan bir psikolojik vaka diyebiliriz. Bunu kafasında kurguladığı karakter John Shooter ve diğer kendine benzeyen çoklu karakterleriyle filmin sonunda öğreniyoruz. İster şizofreni diyin ister çoklu kişilik bozukluğu diyin hepsi uyuyor bence. Günde 15 saat uyuyan Mort, bu uyuduğu zamanlarda aslında farklı karakterlere bürünüyor. Bunu da filmin sonunda daha net görüyoruz. Konuya dönersek, kendisinin ona olan ilgisi azalınca, karısı Mort'tan sıkılıyor ve boşanma kararı alıp yeni bir sevgili yapıyor. Bunu bir türlü hazmedemeyen Mort, karısını ve onun sevgilisini öldürmek istiyor. Ama çok korkak ve pısırık olan Mort, bunu midesi kaldıramayıp cesaret edemediği için kendi kafasında oluşturduğu John Shooter karakteriyle harika bir cinayet senaryosu kurgulayıp amacına ulaşıyor. İlk başta bu karakteri Mort'u romanını çalmakla suçlayan başka bir yazar zannediyoruz. Mort, John'dan baya bir korkuyor. Filmin sonunda o korktuğu karakterin bizzat kendisi olduğunu karısına şu sözlerle söylüyor: "Mort öldü, artık John Shooter var." Karısı ısrarla kendisinin Mort Rainey olduğunu söylese de öldürme planını hayata geçirmek için o psikopat karaktere ihtiyacı var. Zaten bütün yapmak istediği kötü şeyleri o karaktere bürünerek gerçekleştiriyor. İntikamını alan Mort, daha huzurlu ve kendine çeki düzen veren bir kişi olarak karşımıza çıkıyor. Bu görüntüsüne rağmen yaşadığı yerdeki herkes onun katil olduğunu biliyor. Bir gün bir polis memuru Mort'a onun bir katil olduğunu herkesin bildiğini ama kanıt bulamadıkları için onu suçlamayadıklarını söyleyince Mort, kendinden emin bir şekilde neden bahsedildiğini anlamadığını söyleyince kamera filmin sonunda evin tavan arasındaki gizli bir pencereye zoom yapıyor ve pencereden bakınca orada bir mısır tarlası görüyoruz. Aslında filmin adının herkesin merak ettiği "Cesetler nerede?" sorusunun gizli cevabını bize söyleyince film bir şahesere dönüşüyor.
Fight Club en harika ters köşe filmlerinden biri gerçekten. İki kişiliği olan bir adam hakkında. Onun iki karakteri var ama filmin en sonuna kadar bunun farkında değildir. Uyku problemi de var malum. Kendine güveni ya da yeterli zekâsı olmadığı için beyninde başka bir karakter oluşturuyor. Aslında zekası olmasa zaten yapamaz bu kadar ama özgüveni olmadığı için zeki olduğunu da düşünmüyor. Doğal olarak Tyler Durden çıkar ortaya ve hayatını bu karakterle değiştirmek ister. Bu adam ondan daha zeki ve daha yeteneklidir. Bu hayali karakter sayesinde hayalinde olmak istediği gibi yaşar. Fight Club adında bir kulüp kurar ve insanlar oraya üye olmaya başlar. Kulüp de günden güne büyür...
Bence Fight Club üyeleri de çok tuhaf insanlardır. Hayattan hiçbir beklentileri olmayan tipler. Ne kendileri için yaşarlar ne de hayat hakkında endişelenirler. Hiçbir şeye sahip olmazsan özgür olunacağına inanırlar. Kendilerini bu kulübe adamak istiyorlar, çünkü buna ihtiyaç duyuyorlar. Kavga etmek onları rahatlatıyor ve gerçek hayatlarıyla ilgili her şeyi unutmalarını sağlıyor. Değişik bi hobi :D Ancak tabii ki olaylar ilerledikçe amaç sadece kavga etmek olmuyor ve iş tehlikeli bir hâl alıyor. Liderlerinin emirlerine göre ülkelerine zarar vermeye başlıyorlar. Ben insanların boş yaşamlarına dikkat çekmek istiyorum. Onlar için hayatlarının hiçbir önemi yok. Yaşamayı ya da hayatlarının tehlikede olmasını da umursamıyorlar. Bu insanlar için çok kötü bir şey, çünkü yaşamak için bir nedeniniz olmalıdır. Eğer yoksa, hayat sizin için de Fight Club'daki insanlar için olduğu gibi önemsiz hâle gelir.
Filmin sonunda anlatıcı yaptığı her şeyi fark eder. Beyninde olmak istediği başka bir karakter yarattığını anlar. Bu bilinçsiz davranışları yüzünden Fight Club büyük bir terör örgütüne dönüşür. Sonra her şeyi düzeltmek imkânsız hâle gelir çünkü artık çok geçtir. İyi olan şey ise sonunda beynini kontrol etmeyi öğrenmesidir. Onun için yeni bir hayat başlar. Ya da başlar mı acaba? Bilmiyoruz film burada sona erer :)