İkisine de gitme şansı buldum. Öncelikle bizim kültürümüzle başlayayım. Malum olduğu üzere yemeyi ve yedirmeyi seven sıcakkanlı bir milletiz. Ortaya gelen yeşillik olsun meze olsun çoktur bizde. Bitince tekrar isteme ve getirtme şansın da vardır. Yani doymadan hatta şişmeden pek kalkamazsın masadan. Garsonlar samimi ve sıcaktır. Çatal-kaşık sesi olmadan ev ortamı tadında yersin yemeğini. Ortamda geleneklerimize uygun olarak bazen bir yer sofrası bazen de ahşap masa ve sandalyeler bulunmaktadır. Bir de ustalar der ki bıçak kullanmak yeşilliğin de etin de tadını bozar. Elle koparıp elle yiyin derler. Kısacası ortam, evindeki gibi hissettirir ve bir şey düşürüp de rezil olur muyum derdi taşımadan gönül rahatlığıyla bol bol yemek yedirir.
Avrupa yemek kültüründen gelen fine dining restoranlar ise zarifliğin ve şıklığın bir numaralı adresidir. Adeta görkemli bir davet yemeğine davet edilmişsin gibi içerideki herkes çok şıktır ve ortam da adeta bir sanat eseridir. Böyle bir ortamda hata yapmaktan biraz çekinirsin. Çünkü her şey o kadar kusursuz görünür ki seni de öyle olmaya zorlar adeta. Titanik filminde bir annenin kızına yemek masasındaki adabı öğretme sahnesi gibi onu nasıl koyuyorduk, bunu nasıl yiyorduk telaşına içinden girebilirsin. Bu durum biraz insanı gerse de ortamdaki müzik ve dekor sonradan rahatlatabiliyor. Gelelim yemeklere, dedim ya ortam kusursuz diye yemekler de bi o kadar öyle gelir. Masada peçeteden başka hiçbir şey olmaz. Herhangi bir baharat da bulunmaz. Çünkü şef yemeğini tam ayarında hazırlamıştır. Yemeğe tuz atmak vs.zaten şefe saygısızlık kabul edilir. Gelen yemek sanki hiç doyurmayacak şekilde az bir porsiyonda ama görsel şölenle gelir cidden. Gözü baya bir doyurur mideden önce. O tabak bittikten sonra şefin menüsündeki tüm ana yemek ve tatlılar arka arkaya gelir ve her seferinde çatal, bıçak, kaşıklar yenilenir önceki yemeğin tadı diğerine geçmesin diye. En çok buna şaşırmıştım. Zırt pırt çatal, bıçak yenileniyor amma bulaşık çıktı diye :P Üst üste o kadar çok yemek ve tatlı gelir ki artık getirmesinler denilebilir. Garsonlar çok şık, zarif ve kibardır. Kısacası ev ortamı gibi değil, tam bir davet sofrasıdır. O yüzden bu tarz restoranlara giderken şık giyinilmesi önerilir.
Kimileri bizim kültürü kimileri de batılı kültürü tercih eder. Ben ikisini de çok sevdim. Değişik kültürlerdeki yeni tatları farklı usullerde deneyimlemek, yeni yerler görmek gibi çok hoşuma gider.
Avrupa yemek kültüründen gelen fine dining restoranlar ise zarifliğin ve şıklığın bir numaralı adresidir. Adeta görkemli bir davet yemeğine davet edilmişsin gibi içerideki herkes çok şıktır ve ortam da adeta bir sanat eseridir. Böyle bir ortamda hata yapmaktan biraz çekinirsin. Çünkü her şey o kadar kusursuz görünür ki seni de öyle olmaya zorlar adeta. Titanik filminde bir annenin kızına yemek masasındaki adabı öğretme sahnesi gibi onu nasıl koyuyorduk, bunu nasıl yiyorduk telaşına içinden girebilirsin. Bu durum biraz insanı gerse de ortamdaki müzik ve dekor sonradan rahatlatabiliyor. Gelelim yemeklere, dedim ya ortam kusursuz diye yemekler de bi o kadar öyle gelir. Masada peçeteden başka hiçbir şey olmaz. Herhangi bir baharat da bulunmaz. Çünkü şef yemeğini tam ayarında hazırlamıştır. Yemeğe tuz atmak vs.zaten şefe saygısızlık kabul edilir. Gelen yemek sanki hiç doyurmayacak şekilde az bir porsiyonda ama görsel şölenle gelir cidden. Gözü baya bir doyurur mideden önce. O tabak bittikten sonra şefin menüsündeki tüm ana yemek ve tatlılar arka arkaya gelir ve her seferinde çatal, bıçak, kaşıklar yenilenir önceki yemeğin tadı diğerine geçmesin diye. En çok buna şaşırmıştım. Zırt pırt çatal, bıçak yenileniyor amma bulaşık çıktı diye :P Üst üste o kadar çok yemek ve tatlı gelir ki artık getirmesinler denilebilir. Garsonlar çok şık, zarif ve kibardır. Kısacası ev ortamı gibi değil, tam bir davet sofrasıdır. O yüzden bu tarz restoranlara giderken şık giyinilmesi önerilir.
Kimileri bizim kültürü kimileri de batılı kültürü tercih eder. Ben ikisini de çok sevdim. Değişik kültürlerdeki yeni tatları farklı usullerde deneyimlemek, yeni yerler görmek gibi çok hoşuma gider.