Platon hocası Sokrates'e o kadar hayrandı ki hiç sözünden çıkmadı dense abartı olmaz. Birkaç tane edebi eser yazmasına rağmen hocasının ricasıyla hiç düşünmeden yırtıp atmıştır. Sokrates'i kaybettikten sonra fikirlerinin yok olmasını istemediği için kaleme almıştır. Aslında yazı fikirlerin kopyası, orijinali olmadığı için Sokrates'in karşı olduğu bir düşünceydi. Aristotales ise daha mantık çerçevesinde bir felsefe geliştirmiştir. Ona hocanı sevmiyor musun, neden onun yolundan gitmiyorsun diye sorduklarında ise, verdiği cevap şöyleydi: "Hocamı severim ama gerçeği daha çok severim" (Latince: Amicus Plato, sed magis amica Veritas).
Bu eserde Aristoteles: Tragedyayı, Destanı, Taklit (mimesis) kavramını, Olay örgüsünü (plot), Karakteri, Katharsis (arınma) kavramını inceler.
→ Aristotle Poetikası → Olağandan ya da normalden daha ciddi, soylu ve iyi konuların taklit ve temsilinden tragedyalar yapılırken, normalden daha bayağı, komik ve kötü konular komedyaya aittir. Türleri hiyerarşik bir şekilde ayırır: Komedi → alt düzeydedir; destan → çeşitli olay örgülerini ve uzun anlatımı içerir, ancak trajedinin altında yer alır.
→ Aristoteles Poetika’da taklidin “insanın doğasında” bulunduğunu, daha çocuklukta öğrenmenin taklit yoluyla gerçekleştiğini, dolayısıyla taklit üzerine kurulu yapıtlardan insanların doğal bir haz duyduğunu yazıyordu. Doğa denen şeyin kendisi, demişti Platon, bir yansımadan, idea’nın yani Gerçek’in, gölgesinden veya temsilinden ibarettir. Sanatsal temsil veya taklit yoluyla bunun yansıtılması ise, olsa olsa yansımanın yansıması, gölgenin gölgesi olacaktır. Böylece temsil Gerçek’ten üç kere uzaktır.
→ Mimesisin insan tabiatındaki kökenleri nedeniyle dolaysız biçimde ortaya çıkan uzantısı ise Harmonia idi, yani armoni ve uyum. Bunlardan birincisi taklit yoluyla insanın öğrenme arzusuna, ikincisi uyum yoluyla zevk arzusuna karşılık veriyordu. Aristotle’a göre sanat, ister edebiyat isterse başka dalları olsun, temel mimetik güdünün iki yüzünün birleşmesinden doğuyordu.
Peripeteia → talihin/kaderin ani bir tersine dönüşüdür.
Hamartia → bir hata veya muhakeme yanılgısıdır; trajik kusur.
Hubris → aşırı ego ve kibirdir.
Anagnorisis → kritik bir keşifte bulunma; tanıma/farkına varmadır.
Nemesis → ciddi zarar veren bir şey ya da olaydır.
Catharsis → kahramana acıma ve kendi kibri ile öfkesi konusunda korku duyma durumudur.
Catharsis, Aristoteles'e göre iyi şiirin (iyi tragedyanın) göstergesidir.
"Mutluluk, erdem ve ciddi çabanın ürünüdür çünkü hayat şakaya gelmez." der Aristotle.
"Zor duruma düşecek olsanız dahi dürüstlükten, hakikatten ve doğrudan vazgeçmeyin." der Plato'da.
İkisi de tarihin önemli figürlerindendir. Onların varlığını biliyor olmak bile insana kendisini iyi hissettiriyor.
Platon akla önem verirdi, Aristotales ise gözleme. Aristoteles, Platon'un öğrencisiydi; ancak birçok konuda hocasından farklı görüşler geliştirmiştir. Bu da onu bu yüzden tarihteki birçok insandan çok farklı kılıyor. Eğitimini aldı ve kendi yolunu çizdi.
Bu eserde Aristoteles: Tragedyayı, Destanı, Taklit (mimesis) kavramını, Olay örgüsünü (plot), Karakteri, Katharsis (arınma) kavramını inceler.
→ Aristotle Poetikası → Olağandan ya da normalden daha ciddi, soylu ve iyi konuların taklit ve temsilinden tragedyalar yapılırken, normalden daha bayağı, komik ve kötü konular komedyaya aittir. Türleri hiyerarşik bir şekilde ayırır: Komedi → alt düzeydedir; destan → çeşitli olay örgülerini ve uzun anlatımı içerir, ancak trajedinin altında yer alır.
→ Aristoteles Poetika’da taklidin “insanın doğasında” bulunduğunu, daha çocuklukta öğrenmenin taklit yoluyla gerçekleştiğini, dolayısıyla taklit üzerine kurulu yapıtlardan insanların doğal bir haz duyduğunu yazıyordu. Doğa denen şeyin kendisi, demişti Platon, bir yansımadan, idea’nın yani Gerçek’in, gölgesinden veya temsilinden ibarettir. Sanatsal temsil veya taklit yoluyla bunun yansıtılması ise, olsa olsa yansımanın yansıması, gölgenin gölgesi olacaktır. Böylece temsil Gerçek’ten üç kere uzaktır.
→ Mimesisin insan tabiatındaki kökenleri nedeniyle dolaysız biçimde ortaya çıkan uzantısı ise Harmonia idi, yani armoni ve uyum. Bunlardan birincisi taklit yoluyla insanın öğrenme arzusuna, ikincisi uyum yoluyla zevk arzusuna karşılık veriyordu. Aristotle’a göre sanat, ister edebiyat isterse başka dalları olsun, temel mimetik güdünün iki yüzünün birleşmesinden doğuyordu.
Peripeteia → talihin/kaderin ani bir tersine dönüşüdür.
Hamartia → bir hata veya muhakeme yanılgısıdır; trajik kusur.
Hubris → aşırı ego ve kibirdir.
Anagnorisis → kritik bir keşifte bulunma; tanıma/farkına varmadır.
Nemesis → ciddi zarar veren bir şey ya da olaydır.
Catharsis → kahramana acıma ve kendi kibri ile öfkesi konusunda korku duyma durumudur.
Catharsis, Aristoteles'e göre iyi şiirin (iyi tragedyanın) göstergesidir.
"Zor duruma düşecek olsanız dahi dürüstlükten, hakikatten ve doğrudan vazgeçmeyin." der Plato'da.
İkisi de tarihin önemli figürlerindendir. Onların varlığını biliyor olmak bile insana kendisini iyi hissettiriyor.