Kendine İzin Ver vs Uzak Dur
Bi arkadaşına canını sıkan bir durumdan bahsediyorsun o canını sıkan durumu konuşmak yerine hayatta başka sıkıntılar var, benim de canımı sıkan şeyler var bahsediyor muyum gibi bir cevap alıyorsun. Canın daha da sıkılıyor. Kendine konuşmama iznini ver. Boşver gitsin, bazı şeyler konuşulmaması daha iyi. Çözülmüyor üstüne daha da kötü oluyor. Bu gece canımın sıkışmasına izin verdim ama yemin ederim sabah umurumda bile olmayacak ve isterse sonsuza kadar konuşmasın kendisi bilir. Bir şeyleri küçümseyerek, önemsiz meseleymiş gibi göstererek iletişim kurulmaz. Karşınızdaki kişi bunu bilmiyorsa siz öğretemezsiniz. Ya kabullenip konuşmayacaksınız ya da konuşsanız da hiçbir şeyin değişmeyeceğine hazırlıklı olacaksınız.
Toplum baskısı hissederim vs Toplumu hiç önemsemem
Nereye giderseniz gidin ve nerede yaşarsanız yaşayın bir toplumun parçası olmak zorundasınız. O toplum özellikle bizim toplumumuz gibi bir toplumsa da hiçbir zaman beklentilerini karşılayamazsınız çünkü memnun olmazlar. İnsanlar doğmadan önce bütün rolleri ve bu rollerin getirdiği beklentiler bellidir. Toplum çoktan size bir rol çizmiştir: Okul bitir, iş bul, evlen, çocuk yap, ev al veya araba al gibi. Mesela bir kadının anne olmak istememesi bir türlü toplumun kabul edeceği bir düşünce değildir. Açıkçası eğer toplumun belirlediği normların dışında kalıyorsanız çok sırıtmadan, toplumun dikkatini çekmeden yaşamınızı sürdürmeniz gerekiyor. O zaman da topluma kendinizi istedikleri fotoğrafı sunarken, toplumun bilmediği yüzünüzle de yaşamınızı sürdürürsünüz. Kulağa iki yüzlü gibi gelse de dışlanmamak ve güvenliğiniz açısından bu mecburi bir durumdur.
Aslında toplum dediğimiz şey özellikle ataerkil toplumlarda erkeğin ta kendisidir: Erkek ve erkeklerin kurduğu toplumu, onun kurallarını sorgulamadan kabul eden kadınlar. Maalesef biz kadınlar böyle gelmiş böyle gidiyor kafasında değiştirmek için de hiç çaba göstermiyoruz.