← Geri Dön

+Murphy

Kıdemli Eleştirmen
1,451 KRİTİK PUANI
🔥 TRENDİST x6
Takip Takipçi
Buralar hep dutluk.

ÜYE PROFİLİ


Kayıt: 23.04.2026

⭐ Yıldızlı Kritikleri

Pinokyo vs Yapay Zeka (Artificial lntelligence)
Aslında Pinokyo'nun günümüzde gerçek bir çocuğa dönüştüğü klasik hikayesinden önceki ilk versiyonunun çok daha karanlık bir teması varmış. Yazarı 1881'de yazdığı o ilk versiyonunu Pinokyo'nun bir tilki ve kedi tarafından ağaca asılıp ölmesiyle bitirmiş, ancak Pinokyo'nun gördüğü yoğun ilgi üzerine hikayeye tekrar el atmış ve biraz daha olgunlaştırmış, tonunu törpüleyip günümüzdeki haline evriltmiş. Benim gözümdeyse bir çocuk hikayesinin ötesinde her yaşa temas eder Pinokyo.
Olmazsa olmaz vs Olmasa da olur
Zaman tuhaf bir öğretmen. Önce canını yakıyor, sonra fark ettirmeden seni iyileştiriyor. Gerçekten dünyanın sonu gibi gelen, sanki elimden alınırsa ben de eksilirim dediğiniz her şey gittiğinde üstesinden gelebiliyorsunuz, hallediyorsunuz bir şekilde. Hala aynı yerde oluyorsunuz, gülmeye devam ediyorsunuz bir şekilde. İnsan düşündüğünden çok daha dayanıklı gerçekten.

Hayatın en büyük sürprizi her kayıp yerine başka bir şey bırakması... Bazen daha iyisini, bazen sadece daha yeni bir şeyi.

Ama mutlaka bir şey bırakması.
Ninja Kaplumbağalar vs Şirinler
Ninja Kaplumbağalar’ın hikayesi aslında dev bir şirketin planladığı ticari bir proje olarak değil, iki çizer arkadaşın tamamen tutkuyla yaptığı bağımsız bir iş olarak başladı, tam bir passion project. 1983 yılında Kevin Eastman ve Peter Laird isimli iki genç çizer, düşük bütçeyle kendi çizimlerini üretmeye çalışıyordu. İkisi de o dönem özellikle Frank Miller’ın Daredevil ve Ronin gibi daha karanlık çizgi roman işlerinden çok etkilenmişti. Bir akşam birlikte otururken Eastman, şaka olsun diye elinde nunchaku taşıyan kaslı bir kaplumbağa çizdi. Amaç tamamen arkadaşını güldürmekti. Peter Laird bu fikri görünce hoşuna gitti ve konsepti büyüttü, “neden dört tane olmasın?” sorusu Teenage Mutant Ninja Turtles (TMNT) fikrinin başlangıcı oldu.

İkilinin kurduğu “Mirage Studios” ise aslında gerçek bir stüdyo bile değildi. İsmi özellikle “serap” anlamına gelen Mirage seçildi çünkü ortada ofis, ekip ya da profesyonel bir yapı yoktu; sadece mutfak masalarında çalışan iki arkadaş vardı. İlk çizgi romanı basabilmek için Kevin Eastman vergi iadesinden gelen parayı kullandı, üstüne bir de amcasından borç aldılar. 1984 yılında ilk siyah-beyaz TMNT sayısını yalnızca 3000 adet bastılar. Çizgi roman, o dönemin popüler serilerine hafif alaycı bir gönderme olarak yazılmıştı. “Teenage” kısmı genç süper kahraman furyasını, “Mutant” kısmı X-Men tarzı mutant hikayelerini, “Ninja” kısmı Daredevil’daki ninja klanlarını temsil ediyordu. Hatta Splinter karakteri Daredevil’daki Stick’e, Foot Clan ise The Hand organizasyonuna bilinçli bir göndermeydi.

Başta tamamen bağımsız ve küçük bir iş olarak görülen bu çizgi roman, beklenmedik şekilde büyük ilgi gördü. İlk baskının kısa sürede tükenmesiyle yeni baskılar yapılmaya başlandı. İnsanlar hem karanlık atmosferi hem de absürt görünen konseptin ciddiyetle işlenmesini çok sevmişti. Çünkü Ninja Kaplumbağalar ilk dönemlerinde bugünkü gibi çocuk odaklı değildi, acayip sert, daha karanlık ve kan revan dolu hikayeleri vardı. Eastman ve Laird kısa süre içinde başka çizerler de işe alarak Mirage Studios’u büyüttü ve seri bağımsız çizgi roman dünyasının en büyük başarı hikayelerinden birine dönüştü.

Asıl kırılma noktası ise 1987’de gelen animasyon dizisi ve oyuncak anlaşmaları oldu. Çizgi romanın daha sert tonu tamamen yumuşatıldı, karakterlere daha belirgin mizahi özellikler verildi ve seri çocuklara uygun hale getirildi. Pizza sevgisi, “Cowabunga” gibi replikler ve renkli karakter yapıları da bu dönemde iyice öne çıktı, TMNT bombok bir hal aldı. Kısa süre içinde Ninja Kaplumbağalar sadece bir çizgi roman olmaktan çıktı. Çizgi filmler, oyuncaklar, filmler, oyunlar ve milyonlarca dolarlık dev bir markaya dönüştü. Bugün dünyanın en büyük pop kültür markalarından biri olan TMNT, aslında iki arkadaşın birbirini güldürmek için yaptığı tek bir çizimle başlaması da işin en ilginç tarafı.

[🎥 Video]
Ninja Kaplumbağalar vs Şirinler
Master Splinter, Ninja Kaplumbağalar'a silahlarını sadece savaşmaları için vermedi. Her birine, kendi karakterindeki eksikleri dengeleyecek ve disiplin kazandıracak silahlar seçti. Yani kullanılan silahlar tamamen kardeşlerin kişilik yapısına göre belirlenmişti. Her biri, kendi doğal zaaflarıyla yüzleşmek zorunda kaldı ve bu sayede sabır, odaklanma, kontrol ve yaratıcılık gibi özelliklerini geliştirdi.

Leonardo, grubun sorumluluk sahibi ama bazen fazla katı lideri olduğu için çift katana taşıyor. Katanalar ölümcül ve geleneksel silahlar olduğu için, ona hayat ve ölüm arasındaki çizginin ağırlığını öğretiyor. Bu sayede Leonardo, gücünü dikkatli kullanmayı, sadece mecbur kaldığında savaşmayı ve onurlu bir lider olmayı öğreniyor.

Raphael ise çabuk sinirlenen ve öfkesine yenik düşen yapısıyla biliniyor. Bu yüzden ona verilen çift sai, rakibi yaralamaktan çok durdurmaya, engellemeye ve kontrol etmeye yarayan savunma ağırlıklı silahlar. Böylece Raphael’e sabırlı olmayı ve öfkesini kontrol etmeyi öğretiyor.

Donatello ise teknoloji dahisi olduğu ve bazen her şeyi fazla karmaşık düşündüğü için en basit silahı alıyor: bo staff, yani uzun tahta sopa. Bu seçim, onun teknolojiye değil zekasına, yaratıcılığına ve uyum sağlama becerisine güvenmesini sağlıyor.

Michelangelo ise rahat, eğlenceyi seven ve dikkati kolay dağılan bir karakter olduğu için nunchaku kullanıyor. Nunchaku çok yüksek koordinasyon ve odak gerektiren bir silah. Kontrolsüz şekilde savrulabildiği için Mikey’nin kendi kaotik enerjisini bastırması, hareketlerini dikkatli yönetmesi ve sürekli odakta kalması gerekiyor. Yoksa savaş sırasında en büyük tehlikeyi kendi kendine oluşturabilir. Bu yüzden Michelangelo’nun silahı, onun dağınık ve rahat tavırlarını disipline etmeyi amaçlar

Çok başkadır aslında Ninja Turtles, bir ara yine yazarım.
Bollywood vs Hollywood
Bence Bollywood biraz gereğinden fazla abartılıyor. Kendine özgü bir tarzı ve büyük bir kitlesi var ama Hollywoodla kıyaslayınca kalite açısından hala geride kalıyor. Özellikle birçok filmde benzer konuların işlenmesi, abartılı oyunculuklar ve fazla uzun sahneler bir süre sonra tekrar hissi veriyor. Buna rağmen sosyal medyada ve internette bazen dünyanın en iyi sinema sektörü gibi gösteriliyor.

Hollywood ise teknik kalite, senaryo çeşitliliği ve görsel açıdan çok daha gelişmiş bir seviyede. Her yıl farklı türlerde kaliteli yapımlar çıkarabiliyorlar ve bu filmler dünya çapında büyük etki yaratıyor. Bollywoodda da başarılı filmler var ama genel tabloya bakınca insanların biraz fazla büyüttüğünü düşünüyorum. Sadece eğlenceli ve renkli olması onu Hollywood seviyesine çıkarmaya yetmiyor.
+ TÜMÜNÜ GÖR

Ziyaretçi Defteri

SosyolOrk 17.06.2026 22:28
hahaha :D
✍️ Profil Sahibinin Yanıtı
:D:D
&Kirky 16.06.2026 14:00
Ne çektin be Murph :)
✍️ Profil Sahibinin Yanıtı
sorma... :(