Master Splinter, Ninja Kaplumbağalar'a silahlarını sadece savaşmaları için vermedi. Her birine, kendi karakterindeki eksikleri dengeleyecek ve disiplin kazandıracak silahlar seçti. Yani kullanılan silahlar tamamen kardeşlerin kişilik yapısına göre belirlenmişti. Her biri, kendi doğal zaaflarıyla yüzleşmek zorunda kaldı ve bu sayede sabır, odaklanma, kontrol ve yaratıcılık gibi özelliklerini geliştirdi.
Leonardo, grubun sorumluluk sahibi ama bazen fazla katı lideri olduğu için çift katana taşıyor. Katanalar ölümcül ve geleneksel silahlar olduğu için, ona hayat ve ölüm arasındaki çizginin ağırlığını öğretiyor. Bu sayede Leonardo, gücünü dikkatli kullanmayı, sadece mecbur kaldığında savaşmayı ve onurlu bir lider olmayı öğreniyor.
Raphael ise çabuk sinirlenen ve öfkesine yenik düşen yapısıyla biliniyor. Bu yüzden ona verilen çift sai, rakibi yaralamaktan çok durdurmaya, engellemeye ve kontrol etmeye yarayan savunma ağırlıklı silahlar. Böylece Raphael’e sabırlı olmayı ve öfkesini kontrol etmeyi öğretiyor.
Donatello ise teknoloji dahisi olduğu ve bazen her şeyi fazla karmaşık düşündüğü için en basit silahı alıyor: bo staff, yani uzun tahta sopa. Bu seçim, onun teknolojiye değil zekasına, yaratıcılığına ve uyum sağlama becerisine güvenmesini sağlıyor.
Michelangelo ise rahat, eğlenceyi seven ve dikkati kolay dağılan bir karakter olduğu için nunchaku kullanıyor. Nunchaku çok yüksek koordinasyon ve odak gerektiren bir silah. Kontrolsüz şekilde savrulabildiği için Mikey’nin kendi kaotik enerjisini bastırması, hareketlerini dikkatli yönetmesi ve sürekli odakta kalması gerekiyor. Yoksa savaş sırasında en büyük tehlikeyi kendi kendine oluşturabilir. Bu yüzden Michelangelo’nun silahı, onun dağınık ve rahat tavırlarını disipline etmeyi amaçlar
Çok başkadır aslında Ninja Turtles, bir ara yine yazarım.
Ninja Kaplumbağalar’ın hikayesi aslında dev bir şirketin planladığı ticari bir proje olarak değil, iki çizer arkadaşın tamamen tutkuyla yaptığı bağımsız bir iş olarak başladı, tam bir passion project. 1983 yılında Kevin Eastman ve Peter Laird isimli iki genç çizer, düşük bütçeyle kendi çizimlerini üretmeye çalışıyordu. İkisi de o dönem özellikle Frank Miller’ın Daredevil ve Ronin gibi daha karanlık çizgi roman işlerinden çok etkilenmişti. Bir akşam birlikte otururken Eastman, şaka olsun diye elinde nunchaku taşıyan kaslı bir kaplumbağa çizdi. Amaç tamamen arkadaşını güldürmekti. Peter Laird bu fikri görünce hoşuna gitti ve konsepti büyüttü, “neden dört tane olmasın?” sorusu Teenage Mutant Ninja Turtles (TMNT) fikrinin başlangıcı oldu.
İkilinin kurduğu “Mirage Studios” ise aslında gerçek bir stüdyo bile değildi. İsmi özellikle “serap” anlamına gelen Mirage seçildi çünkü ortada ofis, ekip ya da profesyonel bir yapı yoktu; sadece mutfak masalarında çalışan iki arkadaş vardı. İlk çizgi romanı basabilmek için Kevin Eastman vergi iadesinden gelen parayı kullandı, üstüne bir de amcasından borç aldılar. 1984 yılında ilk siyah-beyaz TMNT sayısını yalnızca 3000 adet bastılar. Çizgi roman, o dönemin popüler serilerine hafif alaycı bir gönderme olarak yazılmıştı. “Teenage” kısmı genç süper kahraman furyasını, “Mutant” kısmı X-Men tarzı mutant hikayelerini, “Ninja” kısmı Daredevil’daki ninja klanlarını temsil ediyordu. Hatta Splinter karakteri Daredevil’daki Stick’e, Foot Clan ise The Hand organizasyonuna bilinçli bir göndermeydi.
Başta tamamen bağımsız ve küçük bir iş olarak görülen bu çizgi roman, beklenmedik şekilde büyük ilgi gördü. İlk baskının kısa sürede tükenmesiyle yeni baskılar yapılmaya başlandı. İnsanlar hem karanlık atmosferi hem de absürt görünen konseptin ciddiyetle işlenmesini çok sevmişti. Çünkü Ninja Kaplumbağalar ilk dönemlerinde bugünkü gibi çocuk odaklı değildi, acayip sert, daha karanlık ve kan revan dolu hikayeleri vardı. Eastman ve Laird kısa süre içinde başka çizerler de işe alarak Mirage Studios’u büyüttü ve seri bağımsız çizgi roman dünyasının en büyük başarı hikayelerinden birine dönüştü.
Asıl kırılma noktası ise 1987’de gelen animasyon dizisi ve oyuncak anlaşmaları oldu. Çizgi romanın daha sert tonu tamamen yumuşatıldı, karakterlere daha belirgin mizahi özellikler verildi ve seri çocuklara uygun hale getirildi. Pizza sevgisi, “Cowabunga” gibi replikler ve renkli karakter yapıları da bu dönemde iyice öne çıktı, TMNT bombok bir hal aldı. Kısa süre içinde Ninja Kaplumbağalar sadece bir çizgi roman olmaktan çıktı. Çizgi filmler, oyuncaklar, filmler, oyunlar ve milyonlarca dolarlık dev bir markaya dönüştü. Bugün dünyanın en büyük pop kültür markalarından biri olan TMNT, aslında iki arkadaşın birbirini güldürmek için yaptığı tek bir çizimle başlaması da işin en ilginç tarafı.
Şirinler, Belçikalı çizer "Peyo" (Pierre Culliford) tarafından ilk olarak 1958 yılında çizgi roman olarak yayımlandı. 1981 yılında dünya çapında yayımlanan televizyon çizgi dizisi haline geldi. O zamandan beri de popülaritesini hala koruyor.
Şirinler ile alakalı bundan bi süre önce komünizm propogandası diye bir analiz ortaya çıktı duymuşsunuzudur. Yapımcısı da bildiğim kadarıyla bu konuyla ilgili bir yalanlama yapmadı. Peki nasıl benzerlikler var? Hiç para kazanamamaları; hepsinin hemen hemen eşit şartlarda yaşaması, her şeyi birlikte yapıyor olmaları, hepsinin benzer giyinmesi, herkesin bir görevi var hepsinin görevi de Marks'ın "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" yararlanalım teorisine birebir uyuyor.
Şirin Baba Karl Marks'ın sakalının aynısına sahip ve şapkasının kırmızılığı da ki sadece onunki kırmızı biliyorsunuz komünizmin rengini çağrıştırıyor. Gargamel ise marksist teoriye göre dini ve kapitalizmi temsil ediyor. Giydiği kıyafet rahip kıyafeti gibi, ayrıca şirinleri sürekli yakalamaya çalışıp altına çevirmeyi hayal ediyor. Kedi Azman da güçlü ülkelerin yanında yer alan küçük yandaş ülkecikleri temsil ediyor.
Tabii ki Şirinleri izleyip komünist olmadık ama onları izlerken hissetiğim şey mutluluk, birliktelik ve huzur oluyor açıkcası. Keyifleri her daim yerinde :)
Ninja Kaplumbağalar tıpkı bir sanat filmi gibi bir çizgi filmdi. Kaplumbağaların isimleri, temsil ettikleri yetenekleri, Sprinter Usta'nın dövüş teknikleri, düşman olarak Beyin Krang'ın seçilmesi vb.leri. Filmlerini izlediğimde çizgi filmleri kadar etkilenmediğimi söylemeliyim. Zaten o kadar etkilendik ki zamanında pizza favori yiyeceklerimiz arasına dahil oldu. Bu çizgi filmden önce pizza ülkemizde rağbet görmezken çizgi filmle beraber pizza satışlarında patlama yaşanmıştır.
Bizim çocukluğumuz gerçekten güzeldi. Çizgi film izlemek de bayıldığım bi şeydi bir çok çocuk gibi.
Şeker Kız Candy, TOm ve Jerry, Bugs Bunny, Şirinler, Çakmaktaş, Jetgiller, Heidi, Ninja Kamlumbağalar ve sonrasında ben Pikaçu'yum deyip camdan atlayan çocuk yüzünden yasaklanan Pokemon. Hepsinin yeri çok ayrıdır. Şirinler'i yeğenlerimle hala izlerim. Bundan bi 10 sene önce küçük kardeşime bak böyle bi çizgi film var gel beraber izleyelim diye izletmeye başladığım Heidi onu pek sarmadı ben ise baştan sona izleyip bitirdim :D
Şirinleri hala izlerim hem de o eski nostalji olanları. Yeniler biraz çirkin. Teknoloji her şeyi güzelleştiremiyor, aksine bazı şeyleri bozuyor bence. Ninja Kaplumbağalar da efsane bir çizgi dizi fakat başlığı görmeseydim unuttuğum bi efsaneydi :) Bu durumda benim açımdan Şirinler birkaç adım önde.
Bir Gargamel atasözü der ki :"Sizi yakalıycam. Yıllarca uğraşmam gerekse bile hepinizi ele geçiricem! Elbet bir gün köyünüzü bulucam o zaman, o zaman pişman olacaksınız!"
Zaman zaman da buluyor ama pek bi beceriksiz maalesef.
08.08.2026 - 14:21
[+] Cevaplar (1)
EgoKiller :
zavallı gargamel, tam bir hayal kırıklığı :P
Leonardo, grubun sorumluluk sahibi ama bazen fazla katı lideri olduğu için çift katana taşıyor. Katanalar ölümcül ve geleneksel silahlar olduğu için, ona hayat ve ölüm arasındaki çizginin ağırlığını öğretiyor. Bu sayede Leonardo, gücünü dikkatli kullanmayı, sadece mecbur kaldığında savaşmayı ve onurlu bir lider olmayı öğreniyor.
Raphael ise çabuk sinirlenen ve öfkesine yenik düşen yapısıyla biliniyor. Bu yüzden ona verilen çift sai, rakibi yaralamaktan çok durdurmaya, engellemeye ve kontrol etmeye yarayan savunma ağırlıklı silahlar. Böylece Raphael’e sabırlı olmayı ve öfkesini kontrol etmeyi öğretiyor.
Donatello ise teknoloji dahisi olduğu ve bazen her şeyi fazla karmaşık düşündüğü için en basit silahı alıyor: bo staff, yani uzun tahta sopa. Bu seçim, onun teknolojiye değil zekasına, yaratıcılığına ve uyum sağlama becerisine güvenmesini sağlıyor.
Michelangelo ise rahat, eğlenceyi seven ve dikkati kolay dağılan bir karakter olduğu için nunchaku kullanıyor. Nunchaku çok yüksek koordinasyon ve odak gerektiren bir silah. Kontrolsüz şekilde savrulabildiği için Mikey’nin kendi kaotik enerjisini bastırması, hareketlerini dikkatli yönetmesi ve sürekli odakta kalması gerekiyor. Yoksa savaş sırasında en büyük tehlikeyi kendi kendine oluşturabilir. Bu yüzden Michelangelo’nun silahı, onun dağınık ve rahat tavırlarını disipline etmeyi amaçlar
Çok başkadır aslında Ninja Turtles, bir ara yine yazarım.
İkilinin kurduğu “Mirage Studios” ise aslında gerçek bir stüdyo bile değildi. İsmi özellikle “serap” anlamına gelen Mirage seçildi çünkü ortada ofis, ekip ya da profesyonel bir yapı yoktu; sadece mutfak masalarında çalışan iki arkadaş vardı. İlk çizgi romanı basabilmek için Kevin Eastman vergi iadesinden gelen parayı kullandı, üstüne bir de amcasından borç aldılar. 1984 yılında ilk siyah-beyaz TMNT sayısını yalnızca 3000 adet bastılar. Çizgi roman, o dönemin popüler serilerine hafif alaycı bir gönderme olarak yazılmıştı. “Teenage” kısmı genç süper kahraman furyasını, “Mutant” kısmı X-Men tarzı mutant hikayelerini, “Ninja” kısmı Daredevil’daki ninja klanlarını temsil ediyordu. Hatta Splinter karakteri Daredevil’daki Stick’e, Foot Clan ise The Hand organizasyonuna bilinçli bir göndermeydi.
Başta tamamen bağımsız ve küçük bir iş olarak görülen bu çizgi roman, beklenmedik şekilde büyük ilgi gördü. İlk baskının kısa sürede tükenmesiyle yeni baskılar yapılmaya başlandı. İnsanlar hem karanlık atmosferi hem de absürt görünen konseptin ciddiyetle işlenmesini çok sevmişti. Çünkü Ninja Kaplumbağalar ilk dönemlerinde bugünkü gibi çocuk odaklı değildi, acayip sert, daha karanlık ve kan revan dolu hikayeleri vardı. Eastman ve Laird kısa süre içinde başka çizerler de işe alarak Mirage Studios’u büyüttü ve seri bağımsız çizgi roman dünyasının en büyük başarı hikayelerinden birine dönüştü.
Asıl kırılma noktası ise 1987’de gelen animasyon dizisi ve oyuncak anlaşmaları oldu. Çizgi romanın daha sert tonu tamamen yumuşatıldı, karakterlere daha belirgin mizahi özellikler verildi ve seri çocuklara uygun hale getirildi. Pizza sevgisi, “Cowabunga” gibi replikler ve renkli karakter yapıları da bu dönemde iyice öne çıktı, TMNT bombok bir hal aldı. Kısa süre içinde Ninja Kaplumbağalar sadece bir çizgi roman olmaktan çıktı. Çizgi filmler, oyuncaklar, filmler, oyunlar ve milyonlarca dolarlık dev bir markaya dönüştü. Bugün dünyanın en büyük pop kültür markalarından biri olan TMNT, aslında iki arkadaşın birbirini güldürmek için yaptığı tek bir çizimle başlaması da işin en ilginç tarafı.
Şirinler ile alakalı bundan bi süre önce komünizm propogandası diye bir analiz ortaya çıktı duymuşsunuzudur. Yapımcısı da bildiğim kadarıyla bu konuyla ilgili bir yalanlama yapmadı. Peki nasıl benzerlikler var? Hiç para kazanamamaları; hepsinin hemen hemen eşit şartlarda yaşaması, her şeyi birlikte yapıyor olmaları, hepsinin benzer giyinmesi, herkesin bir görevi var hepsinin görevi de Marks'ın "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" yararlanalım teorisine birebir uyuyor.
Şirin Baba Karl Marks'ın sakalının aynısına sahip ve şapkasının kırmızılığı da ki sadece onunki kırmızı biliyorsunuz komünizmin rengini çağrıştırıyor. Gargamel ise marksist teoriye göre dini ve kapitalizmi temsil ediyor. Giydiği kıyafet rahip kıyafeti gibi, ayrıca şirinleri sürekli yakalamaya çalışıp altına çevirmeyi hayal ediyor. Kedi Azman da güçlü ülkelerin yanında yer alan küçük yandaş ülkecikleri temsil ediyor.
Tabii ki Şirinleri izleyip komünist olmadık ama onları izlerken hissetiğim şey mutluluk, birliktelik ve huzur oluyor açıkcası. Keyifleri her daim yerinde :)
şirin baba, usta şirin, güçlü şirin, obur şirin gerçekten de ressam isimlerini acayip çağrıştırıyor.
Şeker Kız Candy, TOm ve Jerry, Bugs Bunny, Şirinler, Çakmaktaş, Jetgiller, Heidi, Ninja Kamlumbağalar ve sonrasında ben Pikaçu'yum deyip camdan atlayan çocuk yüzünden yasaklanan Pokemon. Hepsinin yeri çok ayrıdır. Şirinler'i yeğenlerimle hala izlerim. Bundan bi 10 sene önce küçük kardeşime bak böyle bi çizgi film var gel beraber izleyelim diye izletmeye başladığım Heidi onu pek sarmadı ben ise baştan sona izleyip bitirdim :D
Zaman zaman da buluyor ama pek bi beceriksiz maalesef.