📢 Kriterya'nın Android uygulaması yayında! 🥳 Dilerseniz Google Play Store'dan indirebilirsiniz. &Kirky İncele → ×
← Geri Dön

Özge Nur Bektaş

Güvenilir Analist
273 KRİTİK PUANI
Henüz bir bio eklenmemiş.

ÜYE PROFİLİ


Kayıt: 18.05.2026

⭐ Yıldızlı Kritikleri

Toplum baskısı hissederim vs Toplumu hiç önemsemem
Benim beynim "Mahalle ne der?" modunda değil, daha çok "Zaman ne diyor?" modunda çalışıyor. 😄

Mesela:

20 yaşındaki biri mor saç yaptırır. Benim tepkim: "Bence gayet güzel olmuş."

Biri 40 yaşında kaykaya başlar. Ben: "Helal olsun."

Biri çizgi film izler. Ben: "İnsan keyif aldığı şeyi yapmalı."

Ama konu kendime gelince...

🧠 Beyin: "37 yaşındayım... Acaba artık bunu yapmak bana yakışır mı? Bu yaştan sonra şunu öğrenilir mi? İnsanların benden beklentisi ne?"

Yani toplum baskısını insanların ne düşündüğünden çok, yaşın getirdiği görünmez kurallarda hissediyorum.

Sanki kafamın içinde emekli olmuş ama görevi bırakmayan bir teyze yaşıyor:

"Kızım sen artık genç kız değilsin."

"Bu yaştan sonra..."

"Artık anne oldun."

"Ciddiyet lazım."

Ben de bazen dönüp diyorum ki:

"Teyze, bir çayını iç de beni rahat bırak." 😂

Kıyafet konusunda çok "Bunu giyersem insanlar ne der?" diye takılan biri izlenimi vermiyorum. Ama sağlık, yaş alma, çocuk büyütme, kariyer gibi "hayatın büyük başlıkları" söz konusu olunca daha fazla sorumluluk hissediyorum. O alanlarda kendine karşı çıtan yüksek.

Bir de şu var: Yaş ilerledikçe insanın özgürlüğü artıyor sanılıyor ama bazen tam tersi oluyor. Çevre, aile ve hatta insanın kendisi görünmez bir kontrol listesi hazırlıyor:

✅ Ev

✅ İş

✅ Çocuk

✅ Sağlık

✅ Birikim

❌ "Acaba hâlâ kendim için bir şey yapabilir miyim?"

Halbuki hayatın komik tarafı şu:

20 yaşında insanlar seni izlediğini sanırsın; herkes kendi derdindedir.
30'larda insanlar seni yargıladığını sanırsın; onlar da kredi kartı ekstresini düşünüyordur.
40'larda fark edersin ki herkes diz ağrısını, tiroit sonucunu ve çocukların okulunu konuşuyor. Kimsenin senin hobine bakacak vakti kalmamış. 😄

Ve final sahnesi:

👩: "Bu yaştan sonra olur mu acaba?"

Hayat: "Olur."

Toplum: "..."

Toplum aslında o sırada kendi kombisini tamir ettirmeye çalışıyordur. 😂
Huzur Kaçırır vs Hiç takmam
Sivrisinek sesi, internetin kesilmesi veya tanıdığın birinin adını hatırlayamamak gibi durumları daha az kafaya takmak için şunlar işe yarayabilir:

"Bu durum gerçekten önemli mi?" diye kendine sor. Bir hafta sonra bunun bir önemi olacak mı? Çoğu zaman cevap "hayır"dır.
Kontrol edebildiğin ve edemediğin şeyleri ayır. İnternet kesildiyse arıza bildirimi yaparsın, sonra beklemek dışında yapacak bir şey yoktur. Sürekli düşünmek sonucu değiştirmez.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaş. Bir ismi o anda hatırlayamamak normaldir. Çoğu zaman birkaç saat sonra kendiliğinden akla gelir.
Dikkatini bilinçli olarak başka bir işe yönlendir. Zihin aynı konuya döndüğünde kitap okumak, kısa bir yürüyüş yapmak, çocuğunla oyun oynamak veya müzik dinlemek düşünce döngüsünü kırabilir.
Kendine şu cümleyi söylemeyi dene: "Rahatsız olmam normal ama bunun üzerinde saatlerce durmam gerekmiyor."

Örneğin:

Sivrisinek vızıldıyor → Önlem al (ilaç, sineklik, priz cihazı), sonra "Elimden geleni yaptım." de.
İnternet kesildi → Modemi yeniden başlat, gerekirse arıza kaydı oluştur, sonra bekle.
Birinin adını unuttun → Zorlamayı bırak. Beyin baskı altında daha zor hatırlar.
Uzun lafın kısası küçük şeylerde insanlari bazen rahatsız eder önemli olan bu konuya ne kadar VAKİT ayırmaya gönüllü olduğundur;)
Yalnızlık vs Kalabalık
Arada yalniz kalabildigim ama ihtiyac duydugumda birkac yakin arkadas olan bir hayatı seçerim.hayal etsene;

Kahveni içerken kimseyle konuşmak zorunda değilsin. Bir kitap okuyabilir, yürüyüşe çıkabilir, kendi düşüncelerinle baş başa kalabilirsin. Sessizlik seni rahatsız etmez; hatta bazen iyi gelir.

Ama zor bir gün geçirdiğinde telefonunda arayabileceğin birkaç kişi vardır. Bir başarı elde ettiğinde bunu paylaşabileceğin insanlar da vardır. Doğum gününde onlarca mesaj yerine, gerçekten seni tanıyan birkaç kişinin mesajı gelir.

Bu hayatın merkezinde çok sayıda tanıdık değil, birkaç sağlam bağ bulunur.Bence en ideali🧏‍♀️
İnsanlarla Çalışmak vs Bir Ejderhanın Muhasebecisi Olmak
İnsanlarla çalışmak, sabah 'Bugün sakin geçer herhalde' diye düşünüp öğlene kadar bu fikrinden pişman olmaktır.

İnsanlarla çalışırken muhasebe hataları düzelir, bilgisayar arızaları çözülür; ama bazı insanların mantık hataları için henüz bir güncelleme çıkmamıştır.

İnsanlarla çalışmak, her gün farklı karakterlerin konuk olduğu ve senin sürekli başrolde kaldığın bir dizi gibidir.

Bir ejderhayı terbiye ederken en azından sorunun ne olduğunu bilirsin. Ateş püskürtüyorsa sinirlidir. İnsanlarda ise dışarıdan gayet sakin görünen biri, üç hafta önceki bir olayı bugün gündeme getirebilir.

Ejderha altın ister, yemek ister, uyumak ister. İnsanın ne istediğini anlamak için bazen ayrı bir tercüman gerekir.

Ejderha seni yiyebilir ama en azından bunu açıkça yapar. İnsan bazen 'Bir dakikan var mı?' diye başlayıp bütün öğleden sonranı yiyebilir.😀
Küçük Prens vs Pinokyo
Hayatin baharinda bir genç olsaydım, uzun süreli arkadaşlık için muhtemelen Küçük Prens'i seçerdim.

Çünkü onunla konuşurken kendimi anlaşılmış hissedebilirdim. İnsanlar, dostluk, hayaller ve hayat hakkında farklı bakış açıları sunardı. Sessiz bir yürüyüş bile onunla ilginç geçebilirdi.

Ama eğlence ve macera arıyorsam, kesinlikle Pinokyo ile vakit geçirmek isterdim. Onunla canim zor sıkılırdı; her gün yeni bir olay yaşardık.

Aslında ideal olan bence ikisinin karışımı:

Küçük Prens'in düşünceliliği,
Pinokyo'nun cesareti ve enerjisi ;)
+ TÜMÜNÜ GÖR

📂 Oluşturduğu Kriteryalar (Son 10)

Henüz kriterya oluşturmamış.

📝 Yazdığı Kritikler (Son 5)

Toplum baskısı hissederim vs Toplumu hiç önemsemem
04.07.26
Benim beynim "Mahalle ne der?" modunda değil, daha çok "Zaman ne diyor?" modunda çalışıyor. 😄

Mesela:

20 yaşındaki biri mor saç yaptırır. Benim tepkim: "Bence gayet güzel olmuş."

Biri 40 yaşında kaykaya başlar. Ben: "Helal olsun."

Biri çizgi film izler. Ben: "İnsan keyif aldığı şeyi yapmalı."

Ama konu kendime gelince...

🧠 Beyin: "37 yaşındayım... Acaba artık bunu yapmak bana yakışır mı? Bu yaştan sonra şunu öğrenilir mi? İnsanların benden beklentisi ne?"

Yani toplum baskısını insanların ne düşündüğünden çok, yaşın getirdiği görünmez kurallarda hissediyorum.

Sanki kafamın içinde emekli olmuş ama görevi bırakmayan bir teyze yaşıyor:

"Kızım sen artık genç kız değilsin."

"Bu yaştan sonra..."

"Artık anne oldun."

"Ciddiyet lazım."

Ben de bazen dönüp diyorum ki:

"Teyze, bir çayını iç de beni rahat bırak." 😂

Kıyafet konusunda çok "Bunu giyersem insanlar ne der?" diye takılan biri izlenimi vermiyorum. Ama sağlık, yaş alma, çocuk büyütme, kariyer gibi "hayatın büyük başlıkları" söz konusu olunca daha fazla sorumluluk hissediyorum. O alanlarda kendine karşı çıtan yüksek.

Bir de şu var: Yaş ilerledikçe insanın özgürlüğü artıyor sanılıyor ama bazen tam tersi oluyor. Çevre, aile ve hatta insanın kendisi görünmez bir kontrol listesi hazırlıyor:

✅ Ev

✅ İş

✅ Çocuk

✅ Sağlık

✅ Birikim

❌ "Acaba hâlâ kendim için bir şey yapabilir miyim?"

Halbuki hayatın komik tarafı şu:

20 yaşında insanlar seni izlediğini sanırsın; herkes kendi derdindedir.
30'larda insanlar seni yargıladığını sanırsın; onlar da kredi kartı ekstresini düşünüyordur.
40'larda fark edersin ki herkes diz ağrısını, tiroit sonucunu ve çocukların okulunu konuşuyor. Kimsenin senin hobine bakacak vakti kalmamış. 😄

Ve final sahnesi:

👩: "Bu yaştan sonra olur mu acaba?"

Hayat: "Olur."

Toplum: "..."

Toplum aslında o sırada kendi kombisini tamir ettirmeye çalışıyordur. 😂
Huzur Kaçırır vs Hiç takmam
03.07.26
Sivrisinek sesi, internetin kesilmesi veya tanıdığın birinin adını hatırlayamamak gibi durumları daha az kafaya takmak için şunlar işe yarayabilir:

"Bu durum gerçekten önemli mi?" diye kendine sor. Bir hafta sonra bunun bir önemi olacak mı? Çoğu zaman cevap "hayır"dır.
Kontrol edebildiğin ve edemediğin şeyleri ayır. İnternet kesildiyse arıza bildirimi yaparsın, sonra beklemek dışında yapacak bir şey yoktur. Sürekli düşünmek sonucu değiştirmez.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaş. Bir ismi o anda hatırlayamamak normaldir. Çoğu zaman birkaç saat sonra kendiliğinden akla gelir.
Dikkatini bilinçli olarak başka bir işe yönlendir. Zihin aynı konuya döndüğünde kitap okumak, kısa bir yürüyüş yapmak, çocuğunla oyun oynamak veya müzik dinlemek düşünce döngüsünü kırabilir.
Kendine şu cümleyi söylemeyi dene: "Rahatsız olmam normal ama bunun üzerinde saatlerce durmam gerekmiyor."

Örneğin:

Sivrisinek vızıldıyor → Önlem al (ilaç, sineklik, priz cihazı), sonra "Elimden geleni yaptım." de.
İnternet kesildi → Modemi yeniden başlat, gerekirse arıza kaydı oluştur, sonra bekle.
Birinin adını unuttun → Zorlamayı bırak. Beyin baskı altında daha zor hatırlar.
Uzun lafın kısası küçük şeylerde insanlari bazen rahatsız eder önemli olan bu konuya ne kadar VAKİT ayırmaya gönüllü olduğundur;)
Yalnızlık vs Kalabalık
09.06.26
Arada yalniz kalabildigim ama ihtiyac duydugumda birkac yakin arkadas olan bir hayatı seçerim.hayal etsene;

Kahveni içerken kimseyle konuşmak zorunda değilsin. Bir kitap okuyabilir, yürüyüşe çıkabilir, kendi düşüncelerinle baş başa kalabilirsin. Sessizlik seni rahatsız etmez; hatta bazen iyi gelir.

Ama zor bir gün geçirdiğinde telefonunda arayabileceğin birkaç kişi vardır. Bir başarı elde ettiğinde bunu paylaşabileceğin insanlar da vardır. Doğum gününde onlarca mesaj yerine, gerçekten seni tanıyan birkaç kişinin mesajı gelir.

Bu hayatın merkezinde çok sayıda tanıdık değil, birkaç sağlam bağ bulunur.Bence en ideali🧏‍♀️
İnsanlarla Çalışmak vs Bir Ejderhanın Muhasebecisi Olmak
09.06.26
İnsanlarla çalışmak, sabah 'Bugün sakin geçer herhalde' diye düşünüp öğlene kadar bu fikrinden pişman olmaktır.

İnsanlarla çalışırken muhasebe hataları düzelir, bilgisayar arızaları çözülür; ama bazı insanların mantık hataları için henüz bir güncelleme çıkmamıştır.

İnsanlarla çalışmak, her gün farklı karakterlerin konuk olduğu ve senin sürekli başrolde kaldığın bir dizi gibidir.

Bir ejderhayı terbiye ederken en azından sorunun ne olduğunu bilirsin. Ateş püskürtüyorsa sinirlidir. İnsanlarda ise dışarıdan gayet sakin görünen biri, üç hafta önceki bir olayı bugün gündeme getirebilir.

Ejderha altın ister, yemek ister, uyumak ister. İnsanın ne istediğini anlamak için bazen ayrı bir tercüman gerekir.

Ejderha seni yiyebilir ama en azından bunu açıkça yapar. İnsan bazen 'Bir dakikan var mı?' diye başlayıp bütün öğleden sonranı yiyebilir.😀
Küçük Prens vs Pinokyo
09.06.26
Hayatin baharinda bir genç olsaydım, uzun süreli arkadaşlık için muhtemelen Küçük Prens'i seçerdim.

Çünkü onunla konuşurken kendimi anlaşılmış hissedebilirdim. İnsanlar, dostluk, hayaller ve hayat hakkında farklı bakış açıları sunardı. Sessiz bir yürüyüş bile onunla ilginç geçebilirdi.

Ama eğlence ve macera arıyorsam, kesinlikle Pinokyo ile vakit geçirmek isterdim. Onunla canim zor sıkılırdı; her gün yeni bir olay yaşardık.

Aslında ideal olan bence ikisinin karışımı:

Küçük Prens'in düşünceliliği,
Pinokyo'nun cesareti ve enerjisi ;)
+ TÜMÜNÜ GÖR

Ziyaretçi Defteri