Belli bir zekanın üstündeki insanlar bilirler ki Üniversite bitirmek aslında bir başlangıçtır. Asıl öğrenme o zaman başlar çünkü bu durumun bir varış noktası yoktur aslında bitmeyen bir yolculuk gibidir. Keyiflidir de ama. İnsan mesleğini icra ederken, yeni şeyler öğrenir. Öğrendiğini pratiğe geçirirken başka keşifler yaparken bulur kendisini. Bu yolculuk yorucu olmamalı, insan dinlene dinlene yol almalı. Ben oldum kafasındaki insanlar gerçekten hayatın içinde çok fazla varlar ve onların üzülerek söylüyorum ki çok gelişmiş zekalara sahip olduklarını düşünmüyorum. Hata kabul etmekten aciz, her zaman doğrusunu bildiklerini düşünürler fakat hem komik hem de zavallı olduklarını düşünüyorum. Ek olarak bilimsel olarak sürekli yeni bir şeyler öğrenmenin insan beynine etkilerinin ne kadar muazzam olduğu da ayrı bir faydası. Eintein’ın da dediği gibi: “Entelektüel gelişim doğumda başlamalı ve yalnızca ölümle sona ermelidir.” Ek olarak Henry Ford’un şu cümlesi de burada yer alsın “Öğrenmeyi bırakan kişi, yirmisinde de olsa sekseninde de olsa yaşlanmıştır.” Sevgiler :)
“Gerçekten iyi yetişmiş bir zihin, her zaman cevaplardan çok sorular üretir.” Helen Keller.
Kendisi hem sağır hem de ağma bir insandı. Ve dışardan bakıldığında hayatta hiçbir şansı olmadığı düşünülen bir birey olarak görünürken, bir öğretmen hayatını değiştiriyor. Helen Keller için hayat çok zor ve çetrefilliydi ama o yine de başardı. Bedenleri gelişmiş zihinleri bir fındık tanesi gibi olan o kadar çok insan var ki hayatta. Oscar Wilde boşuna dememiş gerçekten "Cehalet Mutluluktur." (Igrorance is a bliss.) diye. Çünkü insan aslında kendini geliştirdikçe ve bir şeyler kattıkça toplumla arasındaki mesafe gittikçe artıyor ve bu da mutsuz edebiliyor çünkü muhatap olmak istemiyorsunuz insanlarla. Yine de kendini sürekli ileriye taşımak iyidir, açılacak olan mesafelere rağmen.
Her şeyi kusursuzca bilebilmemiz mümkün değil. Her zaman kendimizi geliştirmemiz ve yeniliklere açık olmamız gerektiğini düşünüyorum. Bilgi derya denizse ara sıra dalgalarla boğuşmak gerekir yoksa sığ sularda yürümeye bile korkabiliriz. Ben oldum demek yerine daha olmama çok var diyenlerdenim.
Kendisi hem sağır hem de ağma bir insandı. Ve dışardan bakıldığında hayatta hiçbir şansı olmadığı düşünülen bir birey olarak görünürken, bir öğretmen hayatını değiştiriyor. Helen Keller için hayat çok zor ve çetrefilliydi ama o yine de başardı. Bedenleri gelişmiş zihinleri bir fındık tanesi gibi olan o kadar çok insan var ki hayatta. Oscar Wilde boşuna dememiş gerçekten "Cehalet Mutluluktur." (Igrorance is a bliss.) diye. Çünkü insan aslında kendini geliştirdikçe ve bir şeyler kattıkça toplumla arasındaki mesafe gittikçe artıyor ve bu da mutsuz edebiliyor çünkü muhatap olmak istemiyorsunuz insanlarla. Yine de kendini sürekli ileriye taşımak iyidir, açılacak olan mesafelere rağmen.