Cenevre'yi bilmem de Birleşmiş Milletlerin bu görevlerinden hiçbirini yaptığını düşünmüyorum. Gazze'de, Somali'de, Lübnan'da, İran'da, Suriye'de ve daha pek çok yerde bombalar patlarken, mayınlar döşenirken, masum siviller katledilirken, soykırım yapılırken, hastane ve okullar bombalanırken yani kan oluk oluk akarken suspus olup sesini çıkarmayan Birleşmiş Milletlerin canı cehenneme! "Kırık Sandalye"nizi de alın başınıza çalın. Çünkü bana göre hiçbir şeyi temsil etmiyor.
Öncelikle şunu söyleyeyim iki şehir de çok güzel. Seçim yapmak çok zor. O yüzden %50 %50 olacak şekilde kriterlerimi yazdım. Ama her türlü şikeye açığım :P
Cenevre'de Birleşmiş Milletler'in ofisi mevcut. İnsanlar genelde ilk olarak orayı ziyaret edip fotoğrafını çekerler. Meşhur "Kırık Sandalye" heykeli bu ofisin karşısında durur. Savaşlardaki bombaları ve mayınları temsil eder. Şehrin merkezinde "Leman Gölü" bulunmaktadır. Şehirde deniz yoktur ama bu göl Avrupa'nın ikinci en büyük tatlısu gölüdür ve adeta deniz gibidir. Tam da bu gölün üstünde "Jet d'Eau" isimli bir fıskiye bulunmaktadır. Pompaları sayesinde 500 litre suyu 140 metre yüksekliğe çıkartır ve bu su şehrin birçok yerinde görülebilir. Yakınlaşınca zaten enfes bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Gidince mutlaka görün diyemeyeceğim zaten görünüyor istemeseniz de. Malum Cenevre'de meşhur çok şey var. Öncelikle çikolatasından başlayayım. Ben Fransız çikolatasını daha çok sevdim ama Alplerin yaylalarıyla beslenen mandalardan gelen sütle yapılmış çikolata da bir başka güzeldi. Saat almak isterseniz bir sürü saat markası bulunmakta hem de yarı fiyatına. Gidin hem alışverişinizi yapın hem de tabiatın tadını çıkarın.
Paris'e gelirsek tasarımıyla o kadar çok iz bırakan yapı gördüm ki hangisiyle başlayayım bilemiyorum. En meşhuru Louvre Müzesi herhalde. O kadar gösterişli ve uzun ki gez gez bitmez, resmen bir gününüz onu gezmekle geçer. Diğer gösterişli yapı bence Versay Sarayı. Sarayın kendisi yetmezmiş gibi kocaman bir arazisi ve inanılmaz peyzaj çalışmalarıyla süslü bahçesi var ki gözlerim bayram etti resmen. Diğer bir sembolik yapı "Arc de Triomphe" yani "Zafer Takı." Tam merkezde bulunan bu kemer, Napolyon'un yapılmasını emrettiği bir anıttır. Daha o kadar çok yapı var ki yazarken yoruldum. Devam edemeyeceğim :P Bu tarihi yapıları ziyaret ettikten sonra Şanzalize Caddesinde alışveriş yapmayı ihmal etmeyin. Pahalı ama yıllarca kullanabileceğiniz markalı ürünlere sahip olabilirsiniz. Modanın merkezine gelmişsiniz olsun o kadar. Bu caddedeki harika pastanelere uğramayıp hem gözü hem de mideyi doyuran pasta ve makaronları yemezseniz ayıp edersiniz. Mutlaka o pastalardan yemenizi tavsiye ederim çünkü pastacılıkta Paris'i tek geçiyorum.
Fransa ve İsviçre'ye gitmeden önce İsviçre'yi tercih ederim diyordum ama kalbim Paris'te kaldı. Sevgililerin sürekli öpüşmesinden fenalık gelse de bir görün bence :)
Cenevre'de Birleşmiş Milletler'in ofisi mevcut. İnsanlar genelde ilk olarak orayı ziyaret edip fotoğrafını çekerler. Meşhur "Kırık Sandalye" heykeli bu ofisin karşısında durur. Savaşlardaki bombaları ve mayınları temsil eder. Şehrin merkezinde "Leman Gölü" bulunmaktadır. Şehirde deniz yoktur ama bu göl Avrupa'nın ikinci en büyük tatlısu gölüdür ve adeta deniz gibidir. Tam da bu gölün üstünde "Jet d'Eau" isimli bir fıskiye bulunmaktadır. Pompaları sayesinde 500 litre suyu 140 metre yüksekliğe çıkartır ve bu su şehrin birçok yerinde görülebilir. Yakınlaşınca zaten enfes bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Gidince mutlaka görün diyemeyeceğim zaten görünüyor istemeseniz de. Malum Cenevre'de meşhur çok şey var. Öncelikle çikolatasından başlayayım. Ben Fransız çikolatasını daha çok sevdim ama Alplerin yaylalarıyla beslenen mandalardan gelen sütle yapılmış çikolata da bir başka güzeldi. Saat almak isterseniz bir sürü saat markası bulunmakta hem de yarı fiyatına. Gidin hem alışverişinizi yapın hem de tabiatın tadını çıkarın.
Paris'e gelirsek tasarımıyla o kadar çok iz bırakan yapı gördüm ki hangisiyle başlayayım bilemiyorum. En meşhuru Louvre Müzesi herhalde. O kadar gösterişli ve uzun ki gez gez bitmez, resmen bir gününüz onu gezmekle geçer. Diğer gösterişli yapı bence Versay Sarayı. Sarayın kendisi yetmezmiş gibi kocaman bir arazisi ve inanılmaz peyzaj çalışmalarıyla süslü bahçesi var ki gözlerim bayram etti resmen. Diğer bir sembolik yapı "Arc de Triomphe" yani "Zafer Takı." Tam merkezde bulunan bu kemer, Napolyon'un yapılmasını emrettiği bir anıttır. Daha o kadar çok yapı var ki yazarken yoruldum. Devam edemeyeceğim :P Bu tarihi yapıları ziyaret ettikten sonra Şanzalize Caddesinde alışveriş yapmayı ihmal etmeyin. Pahalı ama yıllarca kullanabileceğiniz markalı ürünlere sahip olabilirsiniz. Modanın merkezine gelmişsiniz olsun o kadar. Bu caddedeki harika pastanelere uğramayıp hem gözü hem de mideyi doyuran pasta ve makaronları yemezseniz ayıp edersiniz. Mutlaka o pastalardan yemenizi tavsiye ederim çünkü pastacılıkta Paris'i tek geçiyorum.
Fransa ve İsviçre'ye gitmeden önce İsviçre'yi tercih ederim diyordum ama kalbim Paris'te kaldı. Sevgililerin sürekli öpüşmesinden fenalık gelse de bir görün bence :)