Öncelikle ismi gelmiş geçmiş en güzel Metal gruplarından biri olan Metallica ile başlayalım. Solistimiz James Hetfield ve Danimarkalı Lars Ulrich tarafından Los Angeles şehrinde 1981 ylında kuruldu. Dünya çapında 125 milyondan fazla albüm sattılar. Hit şarkıları saymakla bitmez. Rock ve Metal müzik seven herkesin kalbinde taht kurmuşlardır. Sanmıyorum ki bu müzik tarzını sevip de bu gruba burun kıvıracak birileri olsun. Megadeth’e gelince Metallica grubunun eski gitaristi Dave Mustaine tarafından Metallica’dan atılmış olanın hırsıyla 1983 yılında kuruldu. Onların da başarıları azımsanacak gibi değil tabii ki de. Fakat bir tercih yapmak zorunda kalırsam ben METALLICA derim. Megadeth’e dönelim, yaklaşık 50 milyon albüm satışları vardır. METALLICA 10’dan fazla GRAMMY ödülü alırken MEGADETH sadece bir kere 2017 yılında GRAMMY ödülüne layık görülmüştür. Ayrıca METALLICA dünyanın en çok ödül alan metal gruplarından biridir. 2009 yılında Rock and Roll Hall of Fame'e kabul edildi.
METALLICA’nın Some Kind of Monster belgeseli grubun temelinin nasıl sağlamlaştığı üzerine harika bir belgesel. Belgeseli “İzledikten sonra bu badireleri atlattılarsa bir daha bu gruba hiçbir şey olmaz.” cümlesini kurdurtmuştu bana. Çünkü Belgeselde: James Hetfield'ın alkol bağımlılığından dolayı rehabilitasyon süreci, ve bu sürecin akabinde Lars Ulrich ile yaşanan gerilimler, Basçı Jason Newsted'in ayrılığı, Robert Trujillo'nun gruba katılması, ve grup terapileri, gibi olaylar oldukça açık biçimde gösterilir.
METALLICA’nın Some Kind of Monster belgeseli grubun temelinin nasıl sağlamlaştığı üzerine harika bir belgesel. Belgeseli “İzledikten sonra bu badireleri atlattılarsa bir daha bu gruba hiçbir şey olmaz.” cümlesini kurdurtmuştu bana. Çünkü Belgeselde: James Hetfield'ın alkol bağımlılığından dolayı rehabilitasyon süreci, ve bu sürecin akabinde Lars Ulrich ile yaşanan gerilimler, Basçı Jason Newsted'in ayrılığı, Robert Trujillo'nun gruba katılması, ve grup terapileri, gibi olaylar oldukça açık biçimde gösterilir.