Jack Dawson (Titanik) VS Jay Gatsby (Muhteşem Gatsby)

Küratör: George Elliot

28.06.2026 - 13:54

#kurgusalkarakter
%41 %59

Ağırlıklı ortalama. (Toplam 21 kişi oy kullandı)

"Amerikan Rüyası" başını daha çok döndürür. 19% / 81%
Hayalleri ve umutları daha fazladır. 81% / 19%
Daha hayat dolu ve hayalperesttir. 52% / 48%
Daha aşık ve gözü karadır. 14% / 86%
Hangisi daha cazip? Fakir ama yetenekli vs Zengin ama dolandırıcı 81% / 19%
Hangisi daha vurdumduymaz? Rose vs Daisy 0% / 100%
Hangisine daha gıcık oluyorsunuz? Rose'un nişanlısı Caledon Hockley vs Daisy'nin kocası Tom Buchanan 52% / 48%
Hangisinde Leonardo DiCaprio daha yakışıklı? 52% / 48%
Hangisi aşkı için daha büyük bir bedel ödedi? 5% / 95%
Daha fedakar? Sevgilisini ölümden kurtarmak için ölen vs Aşkı için masumken öldürülen 52% / 48%

Kritikler

KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
5.0 / 5
George Elliot KÜRATÖR
20
SPOILER: Jay Gatsby, vaktiyle aşık olduğu "Amerikan Rüyası" sembolü olan Daisy'e kavuşmak ister. Daisy, zengin bir adamla Jay askerdeyken evlenir. Fakir olan Jay, türlü türlü kötü yollarla zenginliğe kavuşur ve Daisy'nin dikkatini çekebilmek için sürekli görkemli partilerle adını duyurur. Sonunda Daisy'e yani "Amerikan Rüyası"na kavuşan Jay'den mutlusu yoktur. Bir gece Daisy, kocası Tom'un metresi olan Myrtle Wilson isimli kadına arabasıyla çarpıp kaçar ve kadın ölür. Arabada Daisy'nin yanında bulunan Jay Gatsby suçu üstlenir. Myrtle Wilson'ın kocası George Wilson, karısının Jay Gatsby tarafından öldürüldüğünü öğrenince o da gider Jay'i öldürür. Böylece Jay hem "Amerikan Rüyası"ndan hem de hayatından olur. Daisy ve Tom sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatlarına ve evliliklerine kaldığı yerden devam eder. Zamanında Jay'in partilerine gelip orada eğlenen hiçkimse Jay'in cenazesine gelmez. Bu da toplumun ikiyüzlülüğünü ve sahte dünyasını bize gösterir. Cenazaye bir kişi katılır sadece. O da olayı bize anlatan Nick Carraway'dir. Kendisi Jay'in komşusu ve Daisy'nin kuzenidir. Olaylara birebir şahit olan Nick, bu sahte dünyayı anlamamıza yardımcı olan kişidir.

Titanik filminde Jack hem Amerika'nın cazibesine hem de Rose'un güzelliğine kapılmış bir karakter. Amerika'ya yeteneğini gösterebilme şansını yakalama ve daha iyi bir hayat yaşama hayaliyle gitmek istiyor. Kumardan kazandığı o biletin şans getireceğine ve hayatını olumlu yönde değiştireceğine inanıyor. Sorularda bahsi geçtiği gibi hayalperest ve hayat dolu olan Jack, bu fırsatları kaçırmamak için kalkmak üzere olan Titanik'e koşarak yetişiyor. Titanik'te çocuklar gibi özgür ve mutlu olan Jack, bir de üstüne güzeller güzeli Rose'u görüp beyninden vurulmuşa dönüyor. Ama onun için Rose da bir hayalden ibaret. Ona ulaşmak neredeyse imkansız derken Rose'u intihar etmek isterken kurtarıyor ve onunla tanışma fırsatını yakalıyor. Kısa süre de olsa Jack'in "Amerikan Rüyası" gerçek oluyor ve bu rüyaya kendini iyiden iyiye kaptırıyor. Hem Amerika'ya varmasına az kalıyor hem de ulaşılmaz olan Rose'una ulaşıyor. Her şeyin yolunda gittiğini düşünen Jack, geminin batacağını öğrenince tüm hayalleri yıkılıyor. Yine de her şeyin bitmemesi için büyük bir mücadele veriyor ama sonunda Titanik gibi hayalleri de kendisi de acı bir şekilde okyanusun dibini boyluyor.

Evet, ikisinde de büyük benzerlikler var. Bunları göstermek ve oylatmak için bu kriteryayı hazırladım. Kolay gelsin.
28.06.2026 - 15:15 (Düzenlendi: 28.06.2026 - 16:00)
KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
5.0 / 5
18
İki filmde de havaya atılan havai fişekler var. Titanik'te diğer gemilerin dikkatini çekerek yolcuları kurtarabilmek amacıyla diğeri ise partilerde Daisy'nin dikkatini çekmek için Jay Gatsby tarafından atılmıştır. Ama ikisi de sonuçsuz kalmış, boş yere atılmıştır. Ne oraya Jack'i kurtaracak bir gemi gelmiştir ne de Daisy, Jay'in kıymetini bilip onunla yoluna devam etmiştir.

Jay Gatsby, Daisy'nin evinin oradaki yanıp sönen yeşil ışığa bakıp durmaktadır. Daisy de bu ışık da ona uzaktır. Onlara yakınlaşmak için çok çaba sarf eder ve sonunda başardığını zanneder. Yeşil ışık tıpkı Daisy gibi "Amerikan Rüyası"nı simgelemektedir. Yeşil olması parayı yani ABD dolarını, yanıp sönmesi ise Daisy'nin bir süre de olsa ona göz kırpmasını çağrıştırır. Hem parası hem Daisy'si yanında olan Gatsby'den mutlusu var mıdır? Ama işte her şey bir hayal ve kandırmacadan ibaret tıpkı Amerikan Rüyası gibi. Jay'in hikayesi bu yüzden hüsranla sonuçlanır. Titanik'te ise mavi renkte "Okyanus'un Kalbi" isimli büyüleyici ve göz alıcı bir kolye vardır. Bu kolyeyi Rose'a zengin nişanlısı vermiştir. Jack'in bu kolyeyi görünce nutku tutulmuştur. Rose kolyesiyle birlikte karşısında resmini yapsın diye poz verince "Amerika Rüyası" adeta gerçekleşmiştir. Kolye zenginliği, Rose da aşkı temsil eden bir rüyadır Jack için. Rose kurtulduğunda kabanının cebinde bu kolyeyi fark eder ve ölünceye kadar saklar. Jack ölmeseydi hem Rose'a hem de bu kolyeye sahip olacaktı. Bunu sadece kendisi bilen ve artık yaşlanmış olan Rose, filmin sonunda Jack'e kolyesini gönderir. Her şeye rağmen bize sahipsin, seni unutmadım bu da kanıtı düşüncesiyle kolyeyi Jack'i kaybettiği okyanusa atar.
28.06.2026 - 16:20 (Düzenlendi: 29.06.2026 - 01:45)
KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
5.0 / 5
15
Ben arada notlarımı toparlayıp sizlerle paylaşıyorum. Kendimi tekrar ediyorsam kusuruma bakmayın :)

Amerikan Rüyası

Bilindiği gibi edebiyatta Amerikan Rüyası'nın belirli bir tanımı vardır. Bunun en basit tanımı, Amerika'yı iyi bir sosyal statü elde etmek için bir fırsatlar ülkesi olarak kabul etmektir; yani ekonomik olarak ayakta kalmak, bir aile sahibi olmak ve üst sınıfa ait olmaktır. Gatsby de hayatı için bu tabloyu çizmek ister. Amacı, bir zamanlar girmesine izin verilmeyen hayatı çalmaktır. Üst sınıftan bir adam, Gatsby savaşa gittiğinde onun kız arkadaşını, yani evlenmeyi planladığı kadını elinden alır. Bu yüzden eski kız arkadaşını geri kazanmak, Gatsby için bir saplantıya dönüşür ve onun Amerikan Rüyası'nı oluşturur. Daisy'nin imgesi, Gatsby'nin gözünde bir kadın figüründen çok bir metaya dönüşür. Artık elde edilmesi gereken “bir şey”dir. Amerikan rüyasını o kadının varlığı ile birleştirmiştir. Onu elde edemediği zamanda takılı kalan Gatsby aslında kendi gözünde ondan ayrı geçen hiçbir günü yaşamamış gibidir.

Nick Carraway romanın anlatıcısıdır. Okuyucu her şeyi onun bakış açısından öğrenir. East Egg'e taşındığında Gatsby'nin hikâyesini okuyucuya anlatmaya başlar. Başlangıçta Nick onun hakkında söylentiler duyar. İlk başta, söylentiler dışında hiçbir şey bilmez. Nick, Gatsby'nin serveti sayesinde büyük biri hâline gelişinin hikâyesini anlatır. İnsanlar onun hakkında çok fazla konuşmaktadır. Gatsby'nin partisine ilk kez gittiğinde insanların onun hakkında kötü şeyler de konuştuklarını görür. Bir zamanlar bir adam öldürdüğünü ya da kaçak içki satıcısı olduğunu söylerler. Ancak ilginç olan, Gatsby hakkında konuşan insanların aynı zamanda onun partilerine de gitmeleridir; çünkü Gatsby'nin yasa dışı servetini önemsemezler. Bu servetin yasa dışı yollardan elde edilmiş olması onları eğlenceden alıkoymaz.

Tüketim, lükse düşkün olan üst sınıf toplumunda en önemli unsur hâline gelir. Bu da onların Gatsby'nin varlığını sömürmelerine neden olur. Görüldüğü gibi bu durum o toplumu ikiyüzlü yapmaktadır. Nick şöyle der: “İnsanlar davet edilmiyordu – kendileri geliyordu. Bazen Gatsby ile hiç tanışmadan gelip gidiyorlardı…” Daisy de Gatsby ile tekrar karşılaştıktan sonra bunun hakkında şöyle der: “Davet edilmemiş pek çok insan geliyor.” Romanda Gatsby ile hiç tanışmamış insanlar vardır; çünkü onu tanımayı önemsemezler. Onun serveti ve partileri insanlar için tek önemli meseledir. Tüketimcilik bakış açısından partiler çok önemlidir. İnsanlar bu partileri vermek için çok para harcarlar ve birçok kişi de kendilerini tüketim ürünleri gibi göstermek için bu partilere gider. Nick, dördüncü bölümün başında okuyucuya bu partilere çok sayıda saygın insanın geldiğini bildirir. Gatsby hakkında çıkan dedikoduları kendisi de bilmesine rağmen bunların sürmesine izin verir. Bunun nedeni, insanın servetini başkalarına ne kadar çok gösterirse o kadar önemli ve saygın biri olacağını düşünmesidir. Kendini büyük balık yapar ve küçük balıkların ondan faydalanmasına bilerek izin verir.
Gatsby'yi büyük yapan şey onun zenginliğidir. O, tüketimciliğin büyük bir parçasıdır. Evi ve verdiği partiler, insanların gözünde onu büyük yapar. Gatsby gücünü bu partiler sayesinde sergiler. Fitzgerald'ın Gatsby'yi o dönemin Amerikan toplumunu anlatmak için seçtiği görülmektedir. Will'in de belirttiği gibi, “Gatsby'nin hikâyesi ‘bizim’ [Amerikan toplumunun] hikâyemizdir.” Gatsby bir semboldür. Toplumun geri kalanı gibi o da yalnızca hayaline ulaşmak için para kazanmaya önem verir. O, Amerikan Rüyası'nın kurbanlarından yalnızca biridir. Onun tutkusu vardır. Sevdiği kadın Daisy'ye ulaşma arzusu vardır. Bu yüzden tüketimciliğin bir parçası olur ve hayalinin peşinden gider. Hayali uğruna toplumun ahlaki normlarını yıkar. Aslında görüldüğü gibi o dönemde ahlak anlayışı herkes için ortadan kaybolmaktadır. Para, toplumun tek önemli değeri hâline gelir.

Daisy, Nick'in kuzeni ve Gatsby'nin büyük aşkıdır. Gatsby'nin tek amacı büyük aşkı Daisy'ye yeniden ulaşmaktır. Çok büyük bir ev satın almasının, pahalı arabalar almasının ve partiler vermesinin nedeni tamamen ona yeniden ulaşmaktır. Daisy, şu an için parayla satın alamadığı en değerli şeydir; çünkü evlidir. Gatsby için partilerin hayalini gerçekleştirmek adına romanın en önemli olayları olduğu söylenebilir. İnsanlar servetlerini göstermek ve tüketimciliğin bir parçası olmak dışında, yalnız oldukları için de sosyalleşmek amacıyla bu partileri verirler. Ancak Gatsby bu insanlardan farklıdır. Partileri yalnızlığından dolayı vermez. Tüketimciliğin bir parçası olur ama insanlarla sosyalleşmek için parti vermez. Bir şekilde Daisy'nin bu partiler sayesinde onun servetini öğrenmesini ister. Toplumun geri kalanı gibi onun asıl amacı güç ya da servet gösterisi değildir. O, Daisy'yi özlemektedir ve onun partilerine geleceği düşüncesiyle yaşamaktadır.

Daisy romanda saf bir karakter olarak düşünülebilir; çünkü öyle görünmekten hoşlanıyor gibidir. Onun rol yaptığı kolaylıkla görülebilir. Okuyucunun yalnızca bir anlatıcısı vardır, ancak Nick'in Daisy ve onun davranışları hakkında yeterince bilgi verdiği söylenebilir. Daisy, kızının doğumu hakkında Nick'e şöyle der: “Umarım aptal olur; çünkü bu dünyada bir kızın olabileceği en iyi şey güzel bir küçük aptal olmaktır.” Nick onu evine yalnız çağırdığında ise şöyle der: “Bana âşık mısın?” (90). Bu nedenle Daisy'nin hayatta kalabilmek için rol yapması gerektiğini bildiği söylenebilir. Bu yüzden kadınlığını kullanır. Romanda herhangi bir entelektüel varlık göstermez. İyi bir hayat ve yüksek bir sınıf ister. Bu iyi koşullar uğruna aptal gibi davranır ve bu yüzden Tom Buchanan ile evlenir.

Tom, Daisy'yi Mrs. Myrtle Wilson ile aldatır. Bu da romanın önemli olaylarından biridir; çünkü romanda insanların bu olaya tepki göstermediği görülür. Sanki bu ahlaksız bir davranış değilmiş gibi hareket ederler. Mrs. Wilson da zengin bir kadın olmak ister. Bu yüzden kocasını Tom ile aldatır. Bir kez daha paranın insanlara ahlak ve dinî değerleri görmezden gelmeyi nasıl sağladığı görülmektedir.
Parlaklık da tüketimciliğin önemli noktalarından biridir. O dönemde insanlar daha fazla dikkat çekmek ve insanları daha fazla harcamaya yönlendirmek için parlaklığı kullanırlar. Bu fikir romanda da açıkça görülmektedir. Nick'in dediği gibi: “O gece West Egg'deki evime döndüğümde bir an için evimin yandığını sandım. Saat ikiydi ve yarımadanın bütün köşesi çalıların üzerine gerçek dışı bir şekilde düşen ve yol kenarındaki teller üzerinde uzayan parıltılar oluşturan ışıklarla alev alev yanıyordu. Köşeyi döndüğümde bunun Gatsby'nin evi olduğunu gördüm; kulelerinden bodrum katına kadar ışık içindeydi.” (86). Gatsby'nin çok büyük bir evi vardır ve Daisy'nin bu evi görmesini ister. Evinin Daisy'ye olan sevgisini simgelediği söylenebilir. Ev son derece büyük ve çok parlaktır. Gatsby, evinin büyük parlaklığı sayesinde insanların dikkatini çekmeye çalışır. Bir diğer örnek ise Daisy Gatsby'nin evine gittiğinde onun ışıklara dikkat çekerek şöyle demesidir: “Evim güzel görünüyor, değil mi? Bak, ön cephenin tamamı ışığı nasıl da yakalıyor.” (95). O, servetini evinin ışığının görkemiyle özdeşleştirir.
15.07.2026 - 18:24
KRITERYA ONAYLI
★★★★★
★★★★★
3.5 / 5
17
Gariban Jack 😔 ne bedel ödeyecek garibandı, gariban olarak öldü. Hatta gemideki yolcuların arasında ismi bile yazmıyordu. Var olamadan kaybolup gitti. Jay öyle mi, tutturmuş bi Daisy ona kavuşcam diye her türlü pisliğe batmasına rağmen paraya para dememiş. Hayatını bundan sonra zevk ve sefa ile geçirecekken Daisy gibi bir kadının oyuncağı olmuş. Herkes ondan bahsederken, o Daisy deyip yanıp kül olmuş. En sonunda o kadın yüzünden güzelim hayatı mahvolmuş. Evet zenginliğe de onun sayesinde kavuştu ama parayı bulmuşsun sana kadın mı yok be oğlum! Enayiliğine doyma diyecem de gönül ferman dinlemiyorsa da başa gelen çekilecek, başka çaresi yok.
Evet, erkeklere odun yakıştırması daha çok yapılır ama Daisy'den daha odununu bulmak neredeyse imkansız gibi bir şey.
28.06.2026 - 15:35 (Düzenlendi: 29.06.2026 - 01:42)
17
İki filmde de Leo ölüyor ve daha pek çok filminde olduğu gibi Kanlı Elmas, Köstebek vb.leri. 😔 O yüzden hangisinin daha çok bedel ödediği sorusu çok zor olmuş. Ayrıca ikisinde de Leo çok yakışıklı. Yine çok zor seçmesi. İki karakter de inanılmaz fedakar. Kriteryayı hazırlayanın bence bize kastı var :P
28.06.2026 - 14:29 (Düzenlendi: 28.06.2026 - 14:33)
16
Batan geminin malları bunlar: Rose, annesi ve nişanlısı. Bu insanlar olmasaydı belki de Jack yaşayacaktı. Onlar kurtuldu, Jack öldü. 😭
28.06.2026 - 16:03
10
28.06.2026 - 17:58
9
28.06.2026 - 17:57